Basın Açıklamaları

DİSK, KESK ve TMMOB 25 Aralık 2015 Cuma günü DİSK Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenleyerek, savaş politikalarına karşı ortak mücadele programını kamuoyuyla paylaştı.

Açıklamaya DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Eşbaşkanları Lami Özgen ile Şaziye Köse ve TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı katıldı.

DİSK Genel Başkanı Kani Beko tarafından yapılan açıklamanın tam metni şöyle:

AKP’NİN SAVAŞ VE BASKI POLİTİKALARINA KARŞI ÜRETİMDEN GELEN GÜCÜMÜZÜ KULLANACAĞIZ!


Sondan söyleyeceğimizi baştan söyleyelim: Endişeliyiz! Endişemiz büyük!

Tahir Elçi öldürüldü.
Barış isteyen bir hukuk adamı basın açıklaması yaparken tek kurşunla katledildi.

Dün öğleden beri Tahir Elçi şoku yaşıyoruz.
Önceki günde Can Dündar, Erdem Gül tutuklanmıştı.
Daha önce Silvan'da sokağa çıkma yasağı.
Daha önce ise katliam,
Ondan öncede.......
Bu liste uzar değil mi? Sayfalarca uzar.

Ülke bir laboratvuar, bizler de kobay.
Biber gazı, gözaltı, sonra baskı tehdit, sonra katliam, sonra canlı bombalar, yüzlerce masumun ölümü, yetmedi tek kurşunla Tahir Elçi.
Ve başbakan "bizde faili meçhul olmaz" diyor.
Demek ki hepsini biliyor. Açıklayacak!

Önceliği yok.

Sıralaması yok. Ölümün, öldürülmenin sıralaması olmaz.

Ankara, Cizre, Paris, Silvan, Kenya ... katliamları sıraya koyamazsınız. Her yaşam, her insan aynı değerdedir. Olmalıdır. Öyledir de.

Daha bir ay önce Ankara'da katliam vardı. Cizre hapishaneye çevrilmişti.

Paris'te masum insanlar katledilirken Silvan esir alınmıştı. Duymadılar. Görmediler.

Silvan'ı görmeyenler Kenya'da Paris katliamının ertesi günü Boko Haram islami örgütünün 147 insanı katlettiğini de duymadılar.

Ankara katliamında kaybettiğimiz kardeşlerimizdir, Cizre'de, Paris'te ve de Kenya'da katledilenlerde kardeşimiz.

Bize dayatılanın aksine sadece Paris için değil hepsi için üzülüyoruz.

YASTAYIZ, İSYANDAYIZ
10.10.15 ANKARA

Binlerce yıllık insanlık tarihinin ürettiği, üretebildiği sözcükler yetersiz kaldı yaşananları anlatmak için. Bizde bulamadık. Yazamadık günlerdir. "Ne Kadar Özlemişiz Gökyüzüne KANSIZ bakabilmeyi" diyerek gelmişlerdi. Ve sadece BARIŞ istediler. KATLEDİLDİLER.

Acımız, öfkemiz, isyanımız birbirine karıştı. Önce yaralılarımıza, şehitlerimize sahip çıkmaya çalıştık.

Sonra anlatmaya, düşünmeye, yazmaya, paylaşmaya mecal kalmadı. evet YASTAYIZ.

İşaretler, semboller, terimler, kavramlar ve dil noksan kaldı anlatmak için yaşananları; yaşıyor, yaşayabiliyor olmak her gün omzumuzda taşıdığımız bir yük haline geldi. Alınan her nefesin bir parçası çığlık, bir parçası hıçkırık; gülmek devlet makamlarının kullandığı utanç dolu bir eylem oldu.

İnsana, insanlığa ait her şey umutlarımız, duygularımız eklendikleri kelimelerle birlikte paramparça oldular ve dağıldılar.

ve de İSYANDAYIZ.

Çünkü biz, mafya bozuntusunun dediği gibi “oluk oluk” akacak kan, bir de onu bir arada tutan deri değiliz.

ÖLEN ARKADAŞLARIMIZI ANMAK, FAŞİST KATLİAMI PROTESTO ETMEK İÇİN

 

 

Emek, Barış, Demokrasi Mitingi'ni kana bulayan katliamın ardından DİSK, KESK, TMMOB ve TTB yöneticileri TTB'de ortak basın toplantısı düzenlediler. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, DİSK Başkanı Kani Beko, KESK Eş Başkanları Lami Özgen ve Şaziye Köse, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel’in katıldığı basın toplantısında, faşist katliamı protesto etmek için yarından (11 Ekim) itibaren yas ve 12-13 Ekim tarihlerinde tüm Türkiye'de grev ilan edildi.

Basın açıklamasını okuyan TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, faşist katliamı protesto etmek için 3 gün yas 2 gün grev ilan ettiklerini bildirdi.

TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Hüseyin Demirdizen de, ilk olarak alanda yaşamını kaybedenlerin sayısının 68, daha sonra ağır yaralı olarak kaldırıldıkları hastanelerde yaşamını kaybedenlerin sayısının 29 olduğunu ve toplam 97 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Demirdizen, yaralıların sayısının da 400'ü aştığını kaydetti.


Basın Açıklaması
Üzgünüz, Öfkeliyiz, Yastayız ve İsyandayız!
ÖLEN ARKADAŞLARIMIZI ANMAK, FAŞİST KATLİAMI PROTESTO ETMEK İÇİN YARINDAN İTİBAREN YASTAYIZ
12-13 EKİM GÜNLERİ BÜTÜN TÜRKİYE’DE GREVDEYİZ!

Bugün Ankara’da Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanmıştık.

Türkiye’nin dört bir yanından gelmiştik.

Emek, Barış, Demokrasi taleplerimizi haykırmak için gelmiştik.

İşçilerin, kamu çalışanlarının, işsizlerin, yoksulların, mağdurların sesini duyurmak için gelmiştik.

“Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi!” demek için gelmiştik.

Değerli Basın Emekçileri

Ülke olarak tehlikeli bir çatışma ve savaş ortamına doğru hızla sürüklendiğimiz bu süreçte DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak düzenlediğimiz ortak basın toplantısı ile karşınızdayız. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyoruz. Hoş geldiniz.

Bugüne kadar gerek tek tek gerekse ortak yaptığımız basın açıklamaları, basın toplantıları ile ülkemizi adım adım bir uçurumun kenarına iten gelişmelere dikkat çekmeye çalıştık. Nefret söylemlerini kapkara bir zift yağmuru gibi üzerimize boca ederek savaş çığlığı atanların her türlü baskı ve tehdidine rağmen barış ve kardeşlik çağrısından taviz vermedik.

Ülkenin yeniden kan gölüne döndürülmesinin sorumlularını hep beraber bulmak için yılmadan, usanmadan “bu savaş kimin savaşı?” diye sorduk.

Bu sorunun cevabını ararken öncellikle topraklarımızın her gün akan kan ve gözyaşı ile sulanmasından kimin-kimlerin beslendiğine, çatışma ve savaş ortamının kimin-kimlerin tercihi olduğuna ve bu tercihin bedelinin kimler tarafından ödendiğine bakılmasının elzem olduğunu vurguladık.

Ülkemiz, 7 Haziran seçimleri ardından Suruç katliamı ile birlikte sistemli bir şekilde saray merkezli bir irade ile savaş ve kaos ortamına sürüklenmiştir.

Dağlıca, Iğdır-Dilucu ve diğer yerlerde yaşanan saldırıları büyük bir acı ile takip ediyoruz. Tüm bu saldırıları şiddetle kınıyoruz. Yaşanan ölümler karşısında bütün sözler anlamsız kalmaktadır. Hayatını kaybeden kardeşlerimizin ailelerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Ölümler hemen durdurulmalıdır. PKK’yı koşulsuz olarak silahlı eylemlerine son vermeye, devlet ise operasyonlarını durdurmaya çağıyoruz.

Savaş ve şiddet ortamını besleyen ve büyütenler kim olursa olsun demokrasi ve halkların kardeşliğine ihanet etmektedir. Emperyalizmin, Orta Doğu politikalarına hizmet etmektedir.

Ülkemiz, saray merkezli bir irade ile parlamentonun ve Anayasa’nın askıya alındığı karanlık bir girdabın içerisine sürüklenmektedir.

Şimdi tam da, eşit, özgür, demokratik bir Türkiye‘de bir arada yaşamı savunma, bunun için mücadele etme zamanıdır.

TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu

Ülkemizde giderek derinleştirilen çatışma ortamının sonucunda İskenderun`da PKK tarafından yüksek gerilim direğine yapılan sabotajın ardından tespit yapmaya giden Elektrik Mühendisleri Odası üyesi 2 elektrik mühendisi, direğin etrafına yerleştirilmiş olan mayına basarak yaralandı. İskenderun`da 2 mühendisin görevleri başında mayına basarak yaralanmaları nedeniyle yazılı bir açıklama yaparak üyelerine geçmiş olsun diyen Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, mayınlı tuzak kurulmasını kınadı. Yeterli güvenlik önlemi alınmadan mühendis üyelerimizin hizmet üretmeye zorlanamayacağı da belirtilen açıklamada, yaşanan olayla ilgili bilgi verilerek, barış ve demokrasi girişimlerinin derhal başlatılması istendi. Elektrik Mühendisleri Odası'na ve üyelerine geçmiş olsun diyoruz.

SAVAŞA KARŞI BARIŞI SAVUNALIM

Ne de güzel umutlanmıştık. Yıllardır bilinen partilerin umut olmadığını en demokratik biçimde gösteren bir seçimin ardından; barışın perçinleneceğine, herkesin kendini nasıl hissediyorsa öyle yaşayabileceğine, özgür ve demokratik bir ortamın oluşabileceğine olan inancımız artmıştı.

TMMOB'ye bağlı 24 Oda, Mimarlar Odası Ankara Şubesi ile başlayan ve TMMOB’nin bütününe yönelen saldırılara ilişkin 1 Temmuz 2015 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.

TMMOB’ye Bağlı 24 Oda’dan Ortak Açıklama:

Birliğimiz TMMOB ve Mimarlar Odası ile Tam Bir Dayanışma İçindeyiz.

Ne İktidarın Baskıları Ne de Yandaş Medyasının Yalan ve Tehditleri Bizleri Kamusal, Toplumsal, Mesleki Yararları Savunmaktan Alıkoyamaz.

Kamuoyu, siyasi iktidarın Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve bağlı Odalarını etkisizleştirmeye; kamusal hizmet, kamusal denetim, kamusal-toplumsal yarar fonksiyonlarından arındırmaya ve rant yağmasının önünde oluşturduğumuz engelleri yıkmaya yönelik girişimleri ile bu yöndeki mevzuat değişikliği hamlelerini bilmektedir.

Şimdi de yandaş medya ve bazı köşe yazarları, hatta cumhurbaşkanının bir danışmanı ile bir milletvekili, son 10 gündür ağız birliği etmişçesine, neredeyse aynı cümleler ile üst birliğimiz TMMOB ve Mimarlar Odası’na yönelik, kendi kültürlerine uygun düzeysiz, yalan, iftira, hakaret ve suçlamalarda bulunmaktadır. Ve bir milletvekili, Odaların denetiminin Sayıştay’da olduğunu ama bu denetimin de yapılmadığını zannettiğini söyleyerek, kamu işleyişinden bihaberliğinin harika bir örneğini veriyor! Bir başkası, Odaların yetkilerinin cumhurbaşkanında bile olmadığı gibi kargaların bile güleceği sözler söyleyebiliyor.

Özgecan bugünlerde öfkemizin isyanımızın adıdır.

Bizler evrensel değerleri temel çıkış noktası alan, dünyanın ve kaynaklarının ırk, dil, din, cinsiyet, vb. ayrım gözetmeksizin herkese yeteceğine inanan, insan ve doğa merkezli sürekli ve sürdürülebilir bir yaşam isterken. Özgürlük, demokrasi ve barış içinde sağlıklı, güvenli sınıfsız ve sömürüsüz bir hedeflerken; siyasi iktidar gencecik bir evladımızın güven içinde evine bile gidemediği bir ülke yarattı.

Özgecan bu ülkede 12 yıldır sürdürülen politikanın kurbanıdır.

Emperyalizmin yeni orta doğu projesi doğrultusunda siyasal iktidarı ele geçirenler adım adım projelerini uyguluyorlar. Ülkeyi şeriatın orta çağ karanlığına sürüklemek doğrultusunda her engeli tek tek aşarak bugünlere geldiler. Bürokrasiyi, yargıyı, ekonomiyi, okulları tek tek ele geçirdiler.