Basın Açıklamaları

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, TBMM'ye sunulan "Yabancı İstihdamı Kanunu" tasarısı üzerine 11 Şubat 2015 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.

AKP TMMOB'YE SALDIRIRKEN ÖLDÜRÜCÜ DARBEYİ MÜHENDİS, MİMARLAR ALMAKTADIR

AKP'YE SORUYORUZ, SEÇİM ÖNCESİ SEÇİM YATIRIMI OLARAK HANGİ ÜLKE VE SERMAYE LOBİLERİNİN DESTEĞİNE İHTİYAÇ DUYMAKTASINIZ Kİ, ÜLKENİN SINIRLARINI KALDIRIYORSUNUZ?

TBMM'ye Başbakan imzası ile sunulan "Yabancı İstihdamı Kanunu" tasarısı, ancak bir sömürge ülkesine dayatılabilecek koşulları içermektedir. Yabancıların lehine kendi vatandaşı aleyhine bir yasa tasarısı düzenleyip ülke parlamentosuna sunmak ortalama bir aklın alamayacağı/kabul edemeyeceği bir durumdur. Bu nedenle, bu yasayı yerli bir aklın hazırladığına inanmak ancak saflıkla mümkündür.

Türkiye'nin üretim, istihdam ve ihracatında çok önemli bir yeri olan ve yıldan yıla büyüyen ve işçisi ve mühendisleriyle çalışma koşullarının ağırlığı, aşırı iş yoğunluğunun ve iş kazalarının sıkça yaşandığı metal iş kollarında çalışanlar greve gidiyor.

Metalürji sektöründe metal iş kolu, çok sayıda emekçinin çalıştığı, Maden, inşaat sektöründen sonra meslek hastalıklarının en çok ölümlü ve sakatlanmayla sonuçlanan iş kazalarının yaşandığı bir alandır.

Metal işçilerinin ekonomik, demokratik, sosyal hak mücadelesi veren Birleşik Metal-İş Sendikası, önümüzdeki günlerde 10 bin işçisiyle greve çıkma hazırlığı içerisinde.Grev kararları asılmış ve 20 fabrikada 29 Ocakta diğerleri içinse Şubat ortası grevde olunacağını deklare edilmiştir. Bu yapılacak olan grev öncelikle Türkiye işçi sınıfının ve bileşenlerinin bir grevidir. Coğrafyamızda emekten, demokrasiden, barıştan, kardeşlikten, sendikal hak ve özgürlüklerden yana olanların grevidir, umududur.

Anayasa Mahkemesi, 6552 sayılı torba yasada düzenlenen özelleştirmelerle ilgili mahkeme kararlarının uygulanmaması yönündeki yasa maddesini iptal eden kararının gerekçelerini Resmi Gazete'de yayımladı.

Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçeleri, söz konusu yasal düzenlemelerin Anayasa'ya aykırılığı yanında ülkemizde özelleştirmelerle ilgili yaşanan hukuksuzlukların bir özetidir. Anayasa Mahkemesi, siyasal iktidarın hukuk tanımaz uygulamalarının bir hukuk devletinde kabul edilemeyeceğini tarihe not düşmüştür.

Eti Alüminyum, Kuşadası ve Çeşme Limanları, SEKA ve TÜPRAŞ özelleştirmelerinin kamunun zararına olduğu Danıştay kararlarıyla ortaya konularak iptal edilmiştir. Ancak Türk hukuk sisteminde artık özelleştirmelerle ilgili mahkeme kararları uygulanmamaktadır.

20 Aralık 2014 cumartesi günü İstanbul şube binasında toplanan TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Danışma Kurulu gündemdeki yasa tasarısına karşı bir basın açıklaması yapma kararı aldı:

TMMOB'Yİ İŞLEVSİZLEŞTİRME, TALANIN ÖNÜNÜ AÇMA TASARISINA HAYIR

TMMOB Kanunu ve İmar Kanunu'nu da içerisine alan 13 kanunda değişiklik öneren torba yasa tasarısı hazırlıkları yeniden gündemde.

12 Yıllık iktidarı süresince yoksulluk, yolsuzluk ve güvencesizlik dışında topluma bir şey vermeyen, her türlü farklı düşünceyi ötekileştiren AKP iktidarı kendisine yeni vurgun, talan ve rant alanları yaratmak için evrensel insan hakları kurallarını dahi yok sayarak halkın malına da el koyabileceği, kültürel ve doğal varlıkların dokunulmazlığını kaldırıp yağmalayabileceği, etik, bilimsel ve mesleki değerleri yok sayan yeni bir torba yasa hazırlığında.

AKP İktidarı, Yeni Bir Torba Yasa Tasarısı ile Kamusal Alanlara El Koyma ve Rant Süreçlerinin Önündeki Son Engelleri Kaldırma Hazırlığında...

TMMOB ve Odalarımızın Ülkemizin Kentsel ve Doğal Değerlerinin Talanına ve Meslek Örgütlerimizin Etkisizleştirilmesine Karşı Mücadelesi Büyüyerek Sürecek

Bugün ülkemizde egemen olan ranta dayalı sermaye birikim politikaları AKP iktidarı elinde esasen kentsel-kırsal-kültürel-doğal varlıkların el değiştirmesi veya el konulması şeklinde yapılaşma üzerinden, inşaat sektörü ve bağlantılı olarak arazi ve mülkiyet düzenlemelerine dayanmaktadır. Üretimden uzaklaşarak sanayisizleşme, tarım alanlarının talanı, kültürel varlıklar ve doğal kaynakların tasfiyesi ile şekillendirilen yeni liberal dönüşüm, 2B ile orman arazilerinin yağmalanması, kentsel-kırsal alanlardaki halka ait özel mülkiyetlerin el değişimi yoluyla mülksüzleştirilmesi, kentsel dönüşüm ve bütün ülkenin kamusal değerlerinin yapılaşmaya açılması gibi rant eksenli totaliter politikalarla sürmektedir.

Yürütülen bu yeni sağ politikalar karşısında duran, mühendislik, mimarlık, şehir planlama hizmetlerinin ve toplumsal yarar için çalışan mücadeleci meslek örgütlerinin etkisizleştirilmesi, iktidarın sermayeye hizmeti açısından bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu nedenle mühendislik, mimarlık, şehir planlama disiplinleri sosyoekonomik yapı ve kamu idari yapısındaki yeni liberal dönüşüme paralel bir değişim/dönüşüm sürecine tabi tutulmuştur.

BOR MADENLERİMİZİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ İÇİN YENİ ve GİZLİ BİR FORMÜL DAHA.

BOR MADENLERİMİZİN ÖZELLEŞTİRİLME ÇALIŞMALARI GİZLİ ve DEĞİŞİK FORMÜLLERLE GERÇEKLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR.

BOR MADENLERİMİZİN ÖZELLEŞTİRİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ!

08.10.2014 tarihli ve 29139 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Orta Vadeli Program (2015-2017)” kapsamında Maliye Bakanı Sn. Mehmet Şimşek’in basın yayın kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne ait olan Sülfirikasit ve Borikasit fabrikalarının özelleştirileceği kamuoyuna açıklanmıştır. Bor madenlerimizin özelleştirilmesine ilişkin olarak 1985 yılında yürürlüğe giren 3123 sayılı Maden Kanunu’nun 49. maddesi ile başlayan süreç, farklı yöntemlerle ve denemelerle sürekli olarak gündeme getirilmektedir.

Son olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulu tarafından imzalanarak 5 Mart 2012 tarihinde Başbakanlığa iletilen "Bor Tuzları, Trona ve Asfaltit Madenleri ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit ve Demir Sahalarının Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" zamanın Başbakanı Erdoğan’ın imzasıyla, 20 Mart 2012 tarihinde B.02.0.KKG.0.10/101 - 487/1319 sayılı yazıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı‘na gönderilmişti.

Kobane dendikçe kalbimiz sıkışıyor, beynimize kan damlıyor. Emperyalizmin doğası gereği sürdürdüğü kanlı katliamların bir yenisi Kobane, ilk değil, halkların kardeşliği ve ortak mücadelesinin zaferi gerçekleşmedikçe son da olmayacak.

Son günler de yüreği insandan yana çarpan barış ve özgürlük isteyen herkes emperyalizmin kanlı Orta Doğu senaryosuna karşı sokağa döküldü. Katliamı dünyaya duyurmak, kendilerini, topraklarını, geleceklerini korumak için IŞİD vb. kanlı katliam örgütlerine karşı direnenlere destek olmak için.

Savaş istedikleri için değil, savaşı ve katliamı durdurmak için.

Peki ne oldu?

Gazze, Rabia protestolarında bir tek cop kullanmayan polis, basın açıklamalarına bile biber gazı sıkmaya başladı. Tomalar, akrepler savaş olmasın diyenlere savaş açtı.

Bugün katliam dursun diye sokağa çıkanlara kurşun sıkıyor.

TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası tarafından Recep Tayyip ERDOĞAN ve Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Yöneticileri hakkında Anayasa’nın 138.maddesini ihlal ettikleri gerekçesiyle görevi kötüye kullanmak suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na 27 Ağustos 2014 tarihinde suç duyurusunda bulunulmuştur.

12 Haziran 2012 tarih ve 28321 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Özelleştirme uygulamaları sonucunda nihai devir sözleşmesi imzalanarak devir ve teslim işlemleri tamamlanmış olan bazı özelleştirme işlemleri hakkında verilen yargı kararlarının uygulanmasına yönelik olarak tesis edilecek iş ve işlemlere ilişkin ekli Kararın yürürlüğe konulması; Maliye Bakanlığı (Özelleştirme İdaresi Başkanlığı)’nın 21/5/2012 tarihli ve 3526 sayılı yazısı üzerine, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun ek 5 inci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 11/6/2012 tarihinde kararlaştırılmıştır.” 2012/3240 Karar Sayılı ve 11/06/2012 tarihli kararnamenin ekinde yer alan kararda ise;

Batı Şeria’da üç İsrailli gencin kaçırılarak öldürülmesine karşılık olarak on altı yaşındaki bir Filistinli gencin kaçırılıp yakılarak öldürülmesi ile başlayan gerginlik, İsrail’in Gazze’de insanlık dışı yüzlerce masum çocuğun ve sivilin katliamına dönüşmüştür.

Barışı sağlamakla görevli Birleşmiş Milletlerin yetkili ağzından; "Filistinlilerin füze göndermeleri beni şok etti elbette İsrail de kendini savunacaktır." şeklinde yapılan açıklama ölümlere ve barışa kayıtsız olduklarının ifadesidir. Amerika, Almanya yani bil cümle emperyaller İsrail’in bu katliamını desteklemektedirler.

Emperyal güçlerin istediği dengeler oturuncaya kadar Ortadoğu’nun kan gölüne dönüşen bu haline seyirci kalacağı açıkça görülmektedir. Onlar için Ortadoğu’nun enerji bölgelerini kimin elinde tutacağı önemlidir.

Evet 12 Eylül dönemi tüm uygulamalarıyla yürürlükte olmasına rağmen hukuken çökmüştür.

12 Eylül askeri darbesine ilişkin hayatta olan dönemin Genelkurmay Başkanı, MGK Başkanı,7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile Hava Kuvvetleri Komutanı ve MGK üyesi emekli Orgeneral Ali Tahsin Şahinkaya'nın yargılandığı Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, 765 sayılı TCK'nın 146. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldılar. Mahkeme heyeti, daha sonra sanıklar hakkında takdiri indirim uygulayarak ağırlaştırılmış müebbet cezasını, müebbet cezasına çevirdi.

Ülke tarihinin en kanlı darbe döneminin mimarları (yine ülke tarihinde bir ilk olarak) mahkum oldular.

12 Eylül davasında verilen mahkumiyet kararının hukuki sonuçlarının iki yaşlı generalin mahkumiyetinden çok daha fazlası olduğu açıktır.