Basın Açıklamaları

Küresel katiller, kapitalizmin bir kalesi olan, emperyalizmin saldırılarına hukuksal zemin hazırlayan Birleşmiş Milletler adı altında, diktatörlüğü devireceğiz diye, Libya Halkına bomba yağdırıyor, yeni silahlarını deniyor.

Türkiye, iktidarıyla, muhalefetiyle Birleşmiş Milletler kararını bahane ederek, sessiz kalmak bir yana, küresel katillere Irak'ta ve Afganistan'da olduğu gibi çanak tutuyor. Türkiye, suçlulara karşı derhal tavır almalıdır.

Dünyanın en kaliteli ve kütlesel petrol yataklarının bulunduğu Libya'da, yıllarca diktatörlük altında ezilen halk şimdi de, havadan bombalanarak küresel katillerce katlediliyor.

Libya'da yaşanan iç çatışmaları önce organize, sonra da bahane eden gözü doymamış emperyalist küresel katiller, yeni savaş stratejilerini ve silahlarını saat saat aralıklarla Libya halkı üzerinde deniyorlar.

16 Mart 1978 yılında İstanbul Üniversitesi önünde üzerlerine bomba atılarak, faşizmin saldırgan yöntemiyle öğrencilerin katledilmesinin üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen, sorumluları hiçbir soruya yanıt vermediler.

Yaşanan hukuksak mücadeleye zaman aşımı nedeniyle son verilmeye çalışıldı. Ancak insanlığa karşı işlenen suçlar unutulmaz. Zaman aşımı olmaz. Üzerinden yıllar geçse de unutulmayacaktır.

12 Eylül faşizminin hazırlık provaları olan bu ve bu tür Çorum, Maraş Sivas katliamları tarihimizde kara bir leke gibi durmaktadır.

Okyanusta yaşanan depremin, Japonya'da kurulu bulunan nükleer santrallerde yarattığı son patlama ve radyoaktif sızıntıların boyutları, nükleer santrallerin dünyanın başına bela olduğunu bir kez daha ağır sonuçlarıyla göstermiştir.

Japonya halkının acılarını paylaşıyoruz.

Ayrıca normal çalışma koşulları içerisinde olan birçok nükleer santralden sızan radyoaktif maddelerin yarattığı sorunlar ve atıklarından kaynaklı sorunlar herkesçe bilinmektedir. Ancak bu sorunlar bugün Japonya'da yaşananlar gibi inkar politikasıyla gizlenmeye çalışılmaktadır.

Hala daha santrallerin nesillerinden söz edilerek, sorun yokmuş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Kaçıncı nesil olursa olsun, her nesli sorunlu olmuştur.

8 Mart 1857'de Newyork'da 40 bin dokuma işçisi kadın daha iyi koşullarda çalışmak, eşit işe eşit ücret talebiyle greve çıkmışlardı. Patron grevci kadınlarla diğer işçilerin dayanışmasını engellemek için fabrika kapısına kilit vurdu. Kapıları kilitlenen fabrikada çıkan yangında 129 kadın işçi yanarak can verdi. 1910 yılından bu yana, 8 Martlar cinsel ve sınıfsal sömürüye karşı mücadele günü olarak kutlanmaya devam ediyor.

Biz kadın mühendisler de 8 Mart'ın 101. Yılında 5 Mart Cumartesi günü mitingdeydik.

Kapitalizmin güvencesiz çalışma ortamına dur diyor, emeğimize sahip çıkıyoruz! Biz kadın mühendisler erkek egemen toplumsal ilişkilerin ağında çifte sömürü altında olmayı reddediyoruz. Biz kadınlar emeğimiz ve bedenimiz bizimdir diyoruz. 8 Martlarda dünyanın her yerinde kadınlar kurtuluşları için eylem alanlarında! Sömürüye, kadın cinayetlerine, taciz-tecavüze, erkek egemen iktidara ve kadına dayattığı rollere karşı özgürlük ve eşitlik için sokaklara çıkıyoruz.

YARGI KARARLARI YOK SAYILMAKTADIR !

YÜKSEK YARGI, KARARLARININ UYGULANMAMASINA SESSİZ KALMAKTADIR !

HUKUK-YASA-İNSAN HAKLARI-ÖZGÜRLÜKLER….AYAKLAR ALTINA ALINMIŞTIR !

SOYGUNA VE YOLSUZLUĞA DEVAM EDİLMEKTEDİR !

SUÇ İŞLEMEK AKP KÜKÜMETİNİN YÖNETİM ANLAYIŞI OLMUŞTUR !

AKP HÜKÜMETİ SEYDİŞEHİR ETİ ALÜMİNYUM TESİSLERİ'NİN MÜLKİYETİNİ DERHAL KAMUYA DEVRETMELİDİR !

AKP tarafından devletin bütün kurumları faşizan bir yapıya çevrilmiştir. 12 eylül ürünü YÖK'ün yıllardır üniversitede uyguladığı baskılar artık faşist ve gerici bir hal almıştır.

Üniversiteleri kendi ticarethanesine çevirmek isteyen hükümet, bu uygulamaya tepki gösteren ve okullarına sahip çıkan öğrencilere faşistçe saldırmıştır.

YÖK tarafından sözde "fikir özgürlüğünün" önünü açmak için üniversitelere konumlandırılan emniyet güçleri, demokratik haklarını savunan öğrencilere sopa, cop ve gazlarla saldırarak gerçek yüzlerini ortaya koymuşlardır.

4 Ekim 2010 tarihinde Macaristan'da Budapeşte'nin 160 kilometre güneyinde bulunan Ajka kentinde alümina üreten tesisin, atık barajı bentlerinin yıkılmasıyla milyonlarca ton toksik özelliğe sahip, kırmızı çamurun doğal çevreye yayıldığı açıklanmış ve görüntüleri dünya basınında yer almıştır.

Bilindiği üzere, alüminyum üretiminde boksit cevherinden alümina üretmek için kullanılan Bayer prosesi sonucunda, sodyum alüminat çözeltisinden ayrılan ve çözünemeyen sodyum alüminyum silikatlar yanında, demir ve titan oksitleri de içeren bir atık madde oluşmaktadır. alüminyum üreten tesislerin en önemli atık problemi olan kırmızı çamurun ortalama kimyasal analizi şu şekildedir : % 20,20 Al203, % 35,04 Fe203, % 13,50 Si02,% 9,4 Na2O, % 5,30 CaO, % 4 Ti02, % 0,39 K2O, % 0,33 MgO, % 8,44 diğerleri.Mineralojik açıdan bakıldığında, sodyum alüminyum silikat ve hematit bileşiklerinden oluşmaktadır. Ayrıca tüvenan cevherin yapısına bağlı olarak Vanadyum, Zirkonyum, Uranyum, Selenyum gibi elementleri de içermektedir.

12 Eylül 1980 askeri faşizan yönetimin ürünü olan YÖK gerçek kimliğini bir kez daha "üniversite yerleşkelerinde polislere yer verilmesi" talimatıyla ortaya koymuştur.

Üniversitelerin tanımına uymayan, "inanç özgürlüğü" söylemiyle üniversitelerde gizlice yürütülen "inanç dogmaları"nın baskısı artık açıkça yapılmaktadır.

Son günlerde üniversiteler; "türban özgürlüğü" gibi örtü kisvesinde kıyafet tartışmasına sokularak baskı altına alınırken, YÖK'ün polisin üniversitelere yeniden sokulması talimatı basına yansımıştır.

Öğretim üyelerinin, öğrencilerin, üniversite çalışanlarının söz ve karar hakkı olmayan üniversitelerde fikir özgürlüğünden söz edilmesi mümkün değilken, YÖK tarafından sözde "fikir özgürlüğünün" önünü açmak için okullara polis birimleri açılması talimatı verilmiştir.

Elektrik Mühendisleri Odası'nın 9 Ağustos 2010 tarihinde gerçekleştirilen elektrik dağıtım özelleştirmelerini yargıya götürme kararının ardından, EMO'ya yönelen saldırgan tutumları kınamak amacıyla, TMMOB'ye bağlı 20 Odanın Yönetim Kurulları Başkanları ortak bir basın açıklaması yaptı.

TMMOB‘ye Bağlı Odalar,
AKP İktidarı ve Yandaş Medyasının, Elektrik Dağıtım Özelleştirmelerini Yargıya Taşıyacak Olan EMO‘ya Yönelik Yürüttüğü Kampanyaya Karşı EMO‘nun Yanında Olacaktır.

Ağustos 2010 tarihinde gerçekleştirilen elektrik dağıtım özelleştirmelerini Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Elektrik Mühendisleri Odası‘nın (EMO) yargıya taşıma kararının ardından, başta Enerji Bakanı olmak üzere AKP Hükümetinin ve bu özelleştirmelerde çıkarı bulunan rant çevreleri ile medyanın iktidar yandaşı kesiminin EMO‘yu hedef alan yakışıksız, saldırgan tutumu kınıyoruz.

14 Temmuz 2010 tarihinde sabaha karşı saat üçte, Ülke insanları yani bizler yine derin uykudayken, TBMM'den bir kanun geçirildi. AKP nin halkı uyutmasına alıştık ama iktidar ülkenin en önemli konularındaki bu kanunları özellikle, milletvekillerini de uyutarak uykularında geçiriyor.

Geçen defaki Maden Kanunu idi bu defaki "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyetinde Akkuyu Sahasında Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu" oldu.

DERGİ VE ARŞİV TARAMASI

Metalurji dergilerinin 121. sayısından itibaren yazıların tam metinlerinde arama yapabilirsiniz.

Metalurji Dergilerinde Arama:

Yasalar ve Yönetmelikler, Yönetim Organları, Genel Kurul Sonuç Bildirgeleri, Çalışma Raporları, Sektörel Raporlar, Basın Açıklamaları, Dergi Yazı Başlıkları, Kongre Kitap ve CD'leri, Sempozyumlar ve Kütüphanemizde bulunan kitap özetlerinden oluşan arşivimizde arama yapabilirsiniz.

Arşivde Arama:

 




TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası
Hatay Sok No: 10/9 Kızılay 06650 ANKARA
Tel: (312) - 425 41 60 ve 419 38 18 Faks: (312) - 418 93 43
E-Posta: Genel Merkez - İstanbul Şube -
İzmir Temsilciliği