Basın Açıklamaları

8 Mart 1857'de Newyork'da 40 bin dokuma işçisi kadın daha iyi koşullarda çalışmak, eşit işe eşit ücret talebiyle greve çıkmışlardı. Patron grevci kadınlarla diğer işçilerin dayanışmasını engellemek için fabrika kapısına kilit vurdu. Kapıları kilitlenen fabrikada çıkan yangında 129 kadın işçi yanarak can verdi. 1910 yılından bu yana, 8 Martlar cinsel ve sınıfsal sömürüye karşı mücadele günü olarak kutlanmaya devam ediyor.

Biz kadın mühendisler de 8 Mart'ın 101. Yılında 5 Mart Cumartesi günü mitingdeydik.

Kapitalizmin güvencesiz çalışma ortamına dur diyor, emeğimize sahip çıkıyoruz! Biz kadın mühendisler erkek egemen toplumsal ilişkilerin ağında çifte sömürü altında olmayı reddediyoruz. Biz kadınlar emeğimiz ve bedenimiz bizimdir diyoruz. 8 Martlarda dünyanın her yerinde kadınlar kurtuluşları için eylem alanlarında! Sömürüye, kadın cinayetlerine, taciz-tecavüze, erkek egemen iktidara ve kadına dayattığı rollere karşı özgürlük ve eşitlik için sokaklara çıkıyoruz.

YARGI KARARLARI YOK SAYILMAKTADIR !

YÜKSEK YARGI, KARARLARININ UYGULANMAMASINA SESSİZ KALMAKTADIR !

HUKUK-YASA-İNSAN HAKLARI-ÖZGÜRLÜKLER….AYAKLAR ALTINA ALINMIŞTIR !

SOYGUNA VE YOLSUZLUĞA DEVAM EDİLMEKTEDİR !

SUÇ İŞLEMEK AKP KÜKÜMETİNİN YÖNETİM ANLAYIŞI OLMUŞTUR !

AKP HÜKÜMETİ SEYDİŞEHİR ETİ ALÜMİNYUM TESİSLERİ'NİN MÜLKİYETİNİ DERHAL KAMUYA DEVRETMELİDİR !

AKP tarafından devletin bütün kurumları faşizan bir yapıya çevrilmiştir. 12 eylül ürünü YÖK'ün yıllardır üniversitede uyguladığı baskılar artık faşist ve gerici bir hal almıştır.

Üniversiteleri kendi ticarethanesine çevirmek isteyen hükümet, bu uygulamaya tepki gösteren ve okullarına sahip çıkan öğrencilere faşistçe saldırmıştır.

YÖK tarafından sözde "fikir özgürlüğünün" önünü açmak için üniversitelere konumlandırılan emniyet güçleri, demokratik haklarını savunan öğrencilere sopa, cop ve gazlarla saldırarak gerçek yüzlerini ortaya koymuşlardır.

4 Ekim 2010 tarihinde Macaristan'da Budapeşte'nin 160 kilometre güneyinde bulunan Ajka kentinde alümina üreten tesisin, atık barajı bentlerinin yıkılmasıyla milyonlarca ton toksik özelliğe sahip, kırmızı çamurun doğal çevreye yayıldığı açıklanmış ve görüntüleri dünya basınında yer almıştır.

Bilindiği üzere, alüminyum üretiminde boksit cevherinden alümina üretmek için kullanılan Bayer prosesi sonucunda, sodyum alüminat çözeltisinden ayrılan ve çözünemeyen sodyum alüminyum silikatlar yanında, demir ve titan oksitleri de içeren bir atık madde oluşmaktadır. alüminyum üreten tesislerin en önemli atık problemi olan kırmızı çamurun ortalama kimyasal analizi şu şekildedir : % 20,20 Al203, % 35,04 Fe203, % 13,50 Si02,% 9,4 Na2O, % 5,30 CaO, % 4 Ti02, % 0,39 K2O, % 0,33 MgO, % 8,44 diğerleri.Mineralojik açıdan bakıldığında, sodyum alüminyum silikat ve hematit bileşiklerinden oluşmaktadır. Ayrıca tüvenan cevherin yapısına bağlı olarak Vanadyum, Zirkonyum, Uranyum, Selenyum gibi elementleri de içermektedir.

12 Eylül 1980 askeri faşizan yönetimin ürünü olan YÖK gerçek kimliğini bir kez daha "üniversite yerleşkelerinde polislere yer verilmesi" talimatıyla ortaya koymuştur.

Üniversitelerin tanımına uymayan, "inanç özgürlüğü" söylemiyle üniversitelerde gizlice yürütülen "inanç dogmaları"nın baskısı artık açıkça yapılmaktadır.

Son günlerde üniversiteler; "türban özgürlüğü" gibi örtü kisvesinde kıyafet tartışmasına sokularak baskı altına alınırken, YÖK'ün polisin üniversitelere yeniden sokulması talimatı basına yansımıştır.

Öğretim üyelerinin, öğrencilerin, üniversite çalışanlarının söz ve karar hakkı olmayan üniversitelerde fikir özgürlüğünden söz edilmesi mümkün değilken, YÖK tarafından sözde "fikir özgürlüğünün" önünü açmak için okullara polis birimleri açılması talimatı verilmiştir.

Elektrik Mühendisleri Odası'nın 9 Ağustos 2010 tarihinde gerçekleştirilen elektrik dağıtım özelleştirmelerini yargıya götürme kararının ardından, EMO'ya yönelen saldırgan tutumları kınamak amacıyla, TMMOB'ye bağlı 20 Odanın Yönetim Kurulları Başkanları ortak bir basın açıklaması yaptı.

TMMOB‘ye Bağlı Odalar,
AKP İktidarı ve Yandaş Medyasının, Elektrik Dağıtım Özelleştirmelerini Yargıya Taşıyacak Olan EMO‘ya Yönelik Yürüttüğü Kampanyaya Karşı EMO‘nun Yanında Olacaktır.

Ağustos 2010 tarihinde gerçekleştirilen elektrik dağıtım özelleştirmelerini Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Elektrik Mühendisleri Odası‘nın (EMO) yargıya taşıma kararının ardından, başta Enerji Bakanı olmak üzere AKP Hükümetinin ve bu özelleştirmelerde çıkarı bulunan rant çevreleri ile medyanın iktidar yandaşı kesiminin EMO‘yu hedef alan yakışıksız, saldırgan tutumu kınıyoruz.

14 Temmuz 2010 tarihinde sabaha karşı saat üçte, Ülke insanları yani bizler yine derin uykudayken, TBMM'den bir kanun geçirildi. AKP nin halkı uyutmasına alıştık ama iktidar ülkenin en önemli konularındaki bu kanunları özellikle, milletvekillerini de uyutarak uykularında geçiriyor.

Geçen defaki Maden Kanunu idi bu defaki "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyetinde Akkuyu Sahasında Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu" oldu.

12 mart 1971 ve 12 eylül 1980 askeri faşizm yönetimleri devrimcileri katletmiştir. Darbe hazırlıkları sırasında da gerici ve faşist çetelerce devrimciler katledilerek askeri darbelerin temelleri hazırlanmıştır.

1968'de Amerikan 6. filosunu denize döken devrimcilere saldıranlar bugün ABD desteğiyle iktidarda bulunmaktadırlar. 1970-1980 arası ve sonrasında da devrimcilere saldıran faşist çetelerle işbirliği içinde olanlar, 12 eylül askeri yönetiminden beslenenler, gerçek yüzlerini saklayarak 'Bağımsızlık yolunda Türkiye" için mücadele eden devrimcilerin adlarına sarılarak siyasal rant elde etmeye çalışmaktalar.

20 Temmuz 2010 tarihli AKP grup toplantısında Başbakan R. Tayip ERDOĞAN'da aynı tavrı sergilemiştir. Devrimcilerin üzerinden siyasal rant elde edecek söylemleri duygusal görüntülerle tiyatrolaştırmıştır.

Son haftalarda fındık işçileri üzerinden yaratılan Karadeniz ve Güneydoğu yoksulları arasındaki gerilim, şimdide kadınlara yönelik aşağılayıcı söylemlerle sürmektedir.

"Güneydoğu'da ikinci eş yaygın. Bu bizim kültürümüzde vardır. Bu bölgelerden evlilik ve hısımlıkları artırarak, devletin de teşvikiyle sorunların aza ineceğine ve çözüleceğine inanıyorum" diyen Ak Partili Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı cevap Diyarbakır Barosu Başkanından gelmiştir. Diyarbakır Baro Başkanı Emin Aktar da, "Karadeniz'e Kürt erkeği gönderelim" diyerek temsil ettiği hukuk insanlarına yakışmayan bir cevap vermiştir.

Kadınlarımızı alınır satılır mal, cinsel meta gibi gören ve söz altından genelde bir bölge haklına, özelde de kadınlarımıza yönelik bu küfürleri yapan; halklar arasında gerilimi tetikleyen Halil Bakırcı ve Emin Aktar'ı kınıyor ve derhal görevlerini bırakmaya çağırıyoruz.

YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ,
İNADINA BİR ARADA YAŞAM,


Cemalettin KÜÇÜK
TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Başkanı

TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, 26-27 Haziran 2010 tarihlerinde Ankara'da toprağına, suyuna, havasına, geleceğine, sahip çıkmaların birlikte olacağı Çevre Direnişleri Buluşuyor Etkinliği düzenleyecektir.

5 Haziran 2010 Çevre Günü'nde, TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu konuya ilişkin bir basın toplantısı gerçekleştirmiştir.