Basın Açıklamaları

Üniversitelerin külliyeye, okulların medreseye dönüştürülmeye çalışıldığı, çocukların tarikat evlerinde tecavüze uğradığı, kız çocuklarının altı yaşında çarşafa sokulduğu, kadınların özgürlüğünün yok edildiği, toplumun ayrıştırıldığı, ötekileştirildiği bir dönemde; Cumhuriyetin çağdaş, özgürlükçü, eşitlikçi, laik, emek ve demokrasiden yana değerlerine sahip çıkmak çok daha anlamlı hale gelmiştir.

Yurtta ve Dünyada barışı savunan, kişi hak ve özgürlüklerini güvence altına alan, kuvvetler ayrılığına dayalı demokratik anlayışı benimsemiş, kimseyi ırkı, dili, dini, cinsiyeti nedeniyle ötekileştirmeyen, insan odaklı, bağımsız bir ülke özlemi ile tüm meslektaşlarımızın ve yurttaşlarımızın CUMHURİYET BAYRAMINI KUTLARIZ.

TMMOB
METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU

Önceki gün, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Kimya Mühendisleri Odamızın Yönetim Kurulu’nun görevden alınması istemi üzerine açtığı davada Odamız Yönetim kurulunun görevden alınması kararı verilmiştir.

Öncelikle, Anayasa’nın 135. Maddesi’ne aykırı olan bu hukuk dışı kararı protesto ediyor ve kınadığımızı belirtmek istiyoruz.

Kamuoyunca bilindiği üzere, Birliğimiz TMMOB ve Odalarımız, neoliberal dönüşüm programları çerçevesinde; tarih, kültür, doğa, kent, kır, enerji, maden, tarım, gıda rantları önünde engel oluşturması,  sanayisizleştirme süreci ve özelleştirme talanına dur demesinden ötürü uzunca bir süredir iktidarın hedefindedir.

Yine kamuoyunca bilindiği üzere siyasi iktidar, Odalarımızın, Anayasal dayanağı bulunan kamusal hizmet ve kamusal denetim fonksiyonları ile özerk demokratik ve kamu tüzel kişiliği yapısını ortadan kaldırma, önemli bazı yetkilerini yok etme ve TMMOB Yasası’nı değiştirme çabası içerisindedir.

Bir yıl önce bugün ülkemizin makus talihi haline gelen darbelerden birini daha yaşadık.

Diğerlerinden çok daha kanlı bir darbe girişiminden sonra;

Binlerce alt düzey memur, polis, asker, akademisyen, gazeteci ve politikacılar tutuklanırken; “darbe girişiminin siyasi ayağı yok” denilerek gerçek sorumlular ortaya çıkartılamadı.

Darbecilerle mücadele adına ilan edilen OHAL olağan hale getirilerek özgürlükleri ve demokratik hakları yok etmek için kullanıldı.

En yetkili ağızlardan OHAL sayesinde grevlerin engellendiği ve iş dünyasının “istikrara” kavuştuğu ilan edildi.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, TBMM gündeminde olan İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı’na eklenen bir madde binlerce mühendisin iş güvencelerinin ortadan kaldırılmasına ilişkin 19 Haziran 2017 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.

İŞ MAHKEMELERİ KANUN TASARISI İLE BİNLERCE KAMU PERSONELİNİN İŞ GÜVENCESİ KALDIRILIYOR, KOLAYCA İŞTEN ATILMALARININ YOLU AÇILIYOR

TBMM gündeminde olan İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı’na eklenen bir madde ile “399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 1 inci ve geçici 9 uncu maddelerine tabi teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında çalışan personel ile bu teşebbüs ve bağlı ortaklıklar arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk yuşmazlıklarına ilişkin dava ve işler iş mahkemelerinde görülür.” şeklinde bir değişikliğe gidilmektedir.

TMMOB`ye yönelik provokatif eyleme TMMOB`ye bağlı Odalar, 24 Mart 2017 tarihinde ortak açıklama yaparak tepki gösterdi. Anayasa değişikliğinin bu ülkenin tüm yurttaşları gibi mühendis, mimar ve şehir plancılarını da etkileyeceğine dikkat çekilen açıklamada, TMMOB`nin susturulamayacağı vurgulandı.

PROVOKASYONLARA GEÇİT YOK: TMMOB SUSMAYACAK!

Ülkemizin içinde bulunduğu zor şartlar her geçen gün daha da ağırlaştırılmakta; özgür iradeye yönelik baskılar, tehditler, provokasyonlar giderek artmaktadır. OHAL sopası altında Anayasa değişikliği için halkoylamasına gidilmektedir. Anayasa değişikliğini irdeleyen; yaratacağı sorunları ortaya koyan; bu ülkenin kaynaklarına, varlıklarına sahip çıkan; bunun için demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin vazgeçilemez olduğunu söyleyen TMMOB hedef alınmıştır. TMMOB örgütlülüğünden aldığı güç ile ayaktadır; ne zorbalıklarla ne de provokasyonlara geçit
verecektir.

TMMOB Kadın Çalışma Grubu, 8 Mart Dünya Kadınlar gününe ilişkin 7 Mart 2017 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.

BİZİM OLANIN BİZDEN ALINMASINA HAYIR!

Öncelikle başta 8 Mart’ın ruhunu oluşturan 1857 yılında yakılan işçi/emekçi kadınlar olmak üzere bugüne dek erkek-devlet şiddetiyle mücadele eden tüm kadınları saygıyla anıyor, mücadeleleri ve direnişleriyle bugün hala yolumuzu aydınlatan, bize güç veren tüm kadınları selamlıyoruz.

Bugün size 8 Mart’ın tarihini anlatmayacağız, çünkü zaten biliyorsunuz. Bugün daha önceden yaptığımız gibi tarihsel kazanımlarımızdan da bahsetmeyeceğiz. Birçoğunu beraber kazandık. Hepsinde birçok kadının emeği, payı var, bunları da biliyorsunuz.

Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği, 16 Nisan’da halk oylamasına sunulacak olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a ilişkin görüşünü 7 Mart 2017 tarihinde kamuoyu ile paylaştı.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI ÜZERİNE TMMOB GÖRÜŞÜ
2017

SUNUŞ

16 Nisan’da halk oylamasına sunulacak olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, bilindiği üzere kamuoyunda çeşitli açılardan tartışılmış ve tartışmalara devam edilmektedir. Bu kitapçık da Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin yaklaşımlarını yansıtması ve konunun bütün yönleriyle aydınlatılmasını amaçlamaktadır. Zira yapılmak istenen Anayasa değişikliğinin başlıca kusurlarından biri, hazırlık safhasında halkın katılımının sağlanmaması, halktan hiç görüş alınmaması; bir diğeri de OHAL koşullarında yürütülen taraflı propaganda faaliyetleri ile halkın objektif bilgilenme hakkının istismar edilmesi olmuştur. Bu kitapçığın hazırlanması esasen bu nedenle gündemimize girmiştir. Meslektaşlarımız ve toplumun bilgilenme ihtiyaçlarına katkıda bulunmak, yapılmak istenen değişikliklerin anlaşılırlığını sağlamak ana amacımızdır.

ETİ MADEN İŞLETMELERİ TÜRKİYE VARLIK FONU’NA DEVREDİLDİ.
BOR MADENLERİMİZİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ İÇİN YENİ ve GİZLİ BİR FORMÜL DAHA
BOR MADENLERİMİZİN ÖZELLEŞTİRİLME ÇALIŞMALARI GİZLİ ve DEĞİŞİK FORMÜLLERLE GERÇEKLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR
BOR MADENLERİMİZİN ÖZELLEŞTİRİLMESİNE, PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNE
HAYIR!...

05.02.2017 tarihli Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan 9756 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile; Ziraat Bankası, BOTAŞ, TPAO, PTT, Borsa İstanbul, Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş, Türk Telekom’daki yüzde 6.68’lik Hazine hissesi, Çay İşletmeleri ile birlikte ülkemiz madenciliğinin temel taşı ve dünya bor rezervlerinin % 72’sinin imtiyaz sahibi olan Eti Maden İşletmeleri Türkiye Varlık Fonu’na aktarılmıştır. Yine Bakanlar Kurulunun kararı ile, özelleştirme kapsamında ki THY’nın %49,12’lik hissesi ile Halkbank’ın % 51,11’lik hissesi de özelleştirme kapsamından çıkarılarak ÖYK kararı ile Türkiye Varlık Fonu’na aktarılmıştır.

BAŞARABİLİRİZ, KARANLIĞA GİDİŞİ DURDURABİLİRİZ!

Bilindiği üzere ülkemiz, siyasal sistem ve rejimi köklü bir şekilde değiştirecek bir anayasa referandumu sürecine girmiştir. Ancak mevcut Anayasanın 58 maddesini değiştiren ve 21 maddesini de yürürlükten kaldıran Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, yasama şekli, usulü, tekniği ve içeriği açısından birçok temel sorun ve yanlışı barındırmaktadır.

  • Toplumun kapsamı hakkında sağlıklı bir bilgi dahi edinemediği, demokratik ortamlarda özgürce tartışılmadan; barolar, anayasa hukukçuları, üniversiteler, özerk meslek kuruluşları, demokratik kitle örgütleri ve halktan hiç görüş alınmaksızın hazırlanan kanun teklifi, hızla TBMM Genel Kuruluna sunulmuş ve hızla kabul edilmiştir.
  • Kanun teklifinin oylamasında Meclis İç Tüzüğü’nün bir gereği olan gizli oy esası ihlal edilmiştir. Kanun teklifi yalnızca bir siyasi partinin, iktidar partisi milletvekillerinin teklifi olarak TBMM’ye sunulmuş ve yalnızca iki parti mensubu milletvekillerinin, parti yönetimlerinin denetimine tabi açık oylarıyla kabul edilmiştir.
  • Anayasa değişikliği üzerine olan kanun teklifi, Anayasa hukukunun en temel özelliği olan iktidarların yetkilerinin sınırlandırılması gerekliliğinden yoksundur.
  • Sistem ve rejim değişimini içeren anayasaların yapımının organı olan ve siyasal toplumsal değişim, dönüşümlerin kuruluş süreçlerini ifade ve temsil eden Kurucu bir Meclis’ten yoksundur.

Metal işkolundaki grevler “Milli Güvenliği bozucu” değil, Metal işçilerinin emek ve ekmek mücadelesidir.

Metal işkolundaki toplu iş sözleşme görüşmelerinde yine “bilinen” senaryo sergilendi. İşveren hiç bir uzlaşmaya yanaşmadı. Emek gaspına karşı işçiler temel mücadele yöntemleri olan greve başvurunca Hükümet “devreye” girdi. Ve önce Asil çelik’te sonra İstanbul, Manisa, İzmir ve Kocaeli’ndeki 13 işyerinde 2200 işçinin tamamının katıldığı grevlerin “Milli Güvenliği bozucu nitelikte” olduğunu tespit edip yasakladı.

Ücretlerin gün be gün eridiği, her türlü hak ve emek gaspının olağanlaştığı günümüzde metal işçilerinin emek ve ekmek mücadelesi onurlu bir direniştir. Hükümet işçilerin evine ekmek götürebilmek için başvurduğu tek yasal mücadele yöntemi olan grevi “Milli Güvenliği bozucu” diye niteleyerek patronlardan yana tavrını bir kez daha ortaya koymuştur.