Basın Açıklamaları

15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte ülkemizin içine sokulduğu kaotik durum, 12 Eylül faşizminin ürünü olan OHAL uygulamalarıyla sürmektedir. Mevcut durumdan çıkış, demokrasi, laiklik, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, yargıda bağımsızlığın sağlanması, evrensel hukuk ve adaletin tesisi ile mümkün olabilecektir. Emek ve demokrasi güçlerinin somut görevi budur.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği; darbeye, diktaya, faşizme, gerici karanlığa ve OHAL’e karşı bağımsız, özgür, demokratik ve laik bir Türkiye için 24 Temmuz’da Gezi direnişinin mekanı Taksim’de olacaktır.

Kahrolsun Faşizm! Ne Darbe, Ne Dikta, Yaşasın Bağımsız, Demokratik, Laik Türkiye!

Emin Koramaz
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı

TMMOB Uluslararası İşgücü Kanun Tasarısı'na karşı yürütülen mücadele kapsamında 14 Temmuz 2016 Perşembe günü 13.00’de TBMM'de basın toplantısı düzenledi.

TBMM basın bürosunda düzenlenen basın toplantısına CHP Milletvekilleri katılarak destek verdi.

Basın toplantısı CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın konuşması ile başladı. Orhan Sarıbal konuşmasında, Uluslararası İşgücü Kanun Tasarısının geri çekilmesi gerektiğini vurgulayarak Tasarıya karşı mücadele edeceklerini ifade etti.

CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın konuşması ardından TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz basın açıklaması yaptı.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz’ın yaptığı basın açıklaması şöyle;

ULUSLARARASI İŞGÜCÜ YASA TASARISI GERİ ÇEKİLSİN

Meclis gündemindeki yasa tasarısı, ülkemize büyük bir yük getirirken profesyonel meslek mensuplarını kendi ülkelerinde yabancı saymaktadır. Bu tasarı hiç tartışmasız olarak mühendis, mimar ve şehir plancılarını kendi ülkesinde mülteci haline getirecektir.

Demokrasiyi ihlal eden, emperyalizmin güdümünde sömürü ve zulüm düzenini savunan güçler arası iktidar kavgası sonucunda Türkiye bir kez daha bir darbe girişimi yaşadı. Bu durum, Erdoğan-AKP rejiminin ülkemizi sürüklediği demokrasi dışı ortamın sonucudur.

Açık ki çatışmanın tarafları demokrasi dışı yollarda mutabıktırlar. Mevcut durumun müsebbibi, iktidar ve eski koalisyon ortaklarıdır. Bu güçler şu anki rejimin yollarına birlikte taşlar döşediler ve el birliği ile ülkemizi mahvettiler.

Darbe girişiminin ardından camilerden okunan, medyadan yayılan ve telefonlara gönderilen mesajlarla adeta cihat çağrıları yapılmaktadır. Türkiye, mevcut durumu derinleştirecek, açık bir diktatörlüğe vardırılmak istenen yeni bir kaotik sürece girmiştir. Bu süreçten arzulanan açık bir diktatörlük, açık bir faşizm ve başkanlık rejimidir.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, 16 Temmuz 2016 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.

NE DARBE NE DİKTA, YAŞASIN BAĞIMSIZ DEMOKRATİK TÜRKİYE

Sömürü, baskı, zulüm düzeninin çeşitli savunucuları el birliğiyle ülkeyi mahvettiler. Bu durumdan çıkış yolu askeri darbeler değildir.

Şu an süren kavga bizim için verilen bir kavga değildir. Bizim mücadelemiz aynı zamanda bu kavganın tarafları iledir. Bizim mücadelemiz sömürü, baskı, zulüm, işsizlik, yoksulluk düzeniyle, bağımsızlık, cumhuriyet, laiklik, demokrasi, emek ve barış düşmanlarıyladır.

Bu nedenle, ne AKP karanlığına teslim olacağız, ne de çözümü darbelerde arayacağız.

Askeri darbe girişiminin, camilerden okunan ve halk üzerinde daha ağır bir diktatörlüğe varacak olan cihat çağrılarına dönüşmesi ile yeni bir kaotik ortama giriyoruz.

Yine katliam, yine terör, bir kez daha masum insanlar öldü.

İstanbul Atatürk havalimanı katliamını yapanları, işbirlikçilerini, sebep olanları lanetliyoruz.

Yaralananlara acil şifa, yaşamını kaybedenlerin yakınlarının acılarını paylaşıyor, sabırlar diliyoruz.

Ama artık bizim sabrımız kalmadı. İnsan olanın, insanlığın sabrı kalmadı. Ülkemizi savaş alanı haline getirenlere, ülkenin her köşesini kan gölüne çevirenlere katlanmak zorunda değiliz.

Daha öncede söyledik. AKP tarihi "katliamlar tarihi" olmuştur. bu ülkede hiç kimsenin güvenliği yoktur. Bizzat Cumhurbaşkanının yüzlerce koruma ile gezmesi de bunu açık kanıtıdır.

Bugün güne İstanbul Beyazıt'ta patlayan bomba ile başladık. Sivil halkı hedef alan her eylem gibi bu karanlık eylemi de lanetliyoruz.

Saldırıda yaşamını yitiren yurttaşlarımızın ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Yaralı yurttaşlarımızın kalıcı hasarlar olmadan iyileşmelerini umuyoruz.

Bir daha, bir daha söylüyoruz;

Sivil halkı hedef almak, korku terör yaratmak sadece faşizmin işine yarar. Hiç bir neden , hiç bir gerekçe sivil halka zarar vermenin mazereti olamaz.

Güneydoğuda yaşanan vahşet sanki tüm ülkeye yayılmak isteniyor. Halkın can güvenliğinin olmadığı, korku ve terörün hakim olduğu karanlık bir sürece doğru sürükleniyoruz.

Karanlık güçler durmuyor. faşist katiller kana doymuyor. Ülkemiz en merkezi, sözde en çok korunan bölgelerinde üst üste bombalar patlıyor, masum insanlar katlediliyor.

Bu defa hedef Beyoğlu, İstiklal caddesi. 19 Mart 2016 cumartesi günü sabah saatlerinde dünyanın çeşitli ülkelerinden insanların olduğu bir yerde patlatıldı bomba. Yine masum insanlar öldü. Yine küçük çocuklar yaralandı.

AKP İktidarı tam bir katliamlar tarihine dönüştü;

20.07.2015 Suruç
10.10.2015 Ankara Gar önü
12.01.2016 İstanbul Sultanahmet
17.02.2016 Ankara Merasim Sokak
13.03.2016 Ankara Kızılay
19.03.2016 İstanbul İstiklal Caddesi

Ankara'nın merkezi, bakanlıkların ve birçok devlet kurumunun olduğu, günde milyonlarca insanın geçtiği, binlerce polis tarafından gece gündüz korunan, en küçük barışçıl protesto eylemine bile anında müdahale edilen Kızılay Saldırısını kınıyor ve lanetliyoruz.

Hem de böylesi eylemleri biliyor olmasının bizi hiç şaşırtmadığı ABD Büyükelçiliğinin devlet görevlileri ile de paylaştıklarını ifade ettikleri potansiyel eylem ikazına rağmen önlenemedi.

37 insanımızı kaybettik, 100'den fazla yaralı var. ODTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü 1. sınıf öğrencimiz Berkay Baş'ı ve ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Hazırlık öğrencisi Ozancan Akkuş'u da bu karanlık saldırıda kaybettik. Yaralıların en kısa zamanda sağlıklarına kavuşmaları dileğiyle katledilenlerin yakınlarına ve tüm halkımıza baş sağlığı diliyoruz.

Yaklaşık 10 ay önce tüm ülkeyi saran sektörümüzdeki işçi direnişinin en önemli odaklarından biri olan Bursa Oyak Renault'ta işçi kıyımı yaşanıyor.

Egemenler 2015 nisan mayıs aylarında Renault, Tofaş vb. fabrikalarda başlayan ve işçilerin; Yetkili sendikayı tanımamaları ve kendi temsilcilerini seçmeleri, toplu sözleşmeyi geçersiz kılıp haklarını almaları ile sonuçlanan direnişinin rövanşını alıyor.

Şubat 2016 ortasında yapılması gereken 14 mavi yaka, 2 beyaz yaka temsilci seçimini patron yanlısı adamlarını seçtiremeyeceği için iptal edildi.

Ardından patron eliyle üretim durdurularak fabrikaya polis sokuldu. İşçilerin fabrikaya alınmadığı bu süreçte işçilerin temsilci seçeceği kişiler işten atılmaya başlandı. Arkadaşlarının işten atılmasına karşı çıkan işçiler ise polis marifetiyle dağıtıldı. 24'ü gözaltına alındı. Ama mahkemece serbest bırakıldı.

Dün 17 şubat 2016 saat 18:30 civarı Ankara'da güvenliğin en yüksek düzeyde olması gereken bölgede, güvenlik birimi çalışanlarını taşıyan servis araçlarının arasında bombalı bir aracın patlatılması sonucu, ilk açıklamalara göre çoğu askeri ve sivil personel olmak üzere 28 yurttaşımız yaşamlarını kaybetmiş, 61 yurttaşımız yaralanmıştır.

Önce insan diyen, insan yaşamını, hem de insanın "kendini nasıl kendi hissediyorsa" öyle yaşama hakkını savunanlar olarak yaşamlarını kaybeden yurttaşlarımızın aileleri ve yakınlarına baş sağlığı diliyor, yaralılara acil şifalar diliyor, acılarını paylaşıyoruz.

Gün günden beter geliyor. AKP tarihi adeta katliamlar tarihi oldu. Özellikle 7 Haziran seçimlerinden sonra" tek başına iktidar" olamadığı için kaos olduğunu söyleyenler, 1 kasım seçimlerinden sonra tek başlarına iktidar olmalarına rağmen şiddet ve kaos giderek artıyor.