Basın Açıklamaları

Aslında eşkiya uzunca bir süredir saldırıyor. Gezi'de saldırmıştı mesela, 1 Mayıs'ta saldırmıştı. 2013 Mayısında Reyhanlı'da saldırdı. 20 Temmuz 2015'te Suruç'ta, 10 ekim 2015'te Ankara'da saldırdı. Soma'da da işçilere saldırmıştı.

Ölüm, baskı, şiddet ülkenin her yanında kol geziyor. Aslında o "eşkiya" hukuk dışılık. Demokratik haklar yeterince kısıtlanmışken bu bile yetmiyor ve her defasında hukuk yeniden çiğneniyor. Toplumun adalet duygusu yok edilmeye çalışıyor.

Artvin Cerattepe'de "milletin a.... koymakla" meşhur Cengiz Holding'in yürütmek istediği madencilik faaliyetine hukuki süreç bile tamamlanmadan başlamak istemesi işte tam da böylesi bir eşkiyalık.

"Çınar İlçe Emniyet Müdürlüğü ve lojmanlara düzenlenen saldırıda hedef alınan lojmanlarda 1 kişinin daha cesedi çıkarıldı. Böylece saldırıda ölenlerin sayısı 6'ya yükseldi. Patlamada yanan Açıkgöz ailesinin evinden ise Lokman Açıkgöz ile 5 yaşındaki oğlu Sadık Efe Açıkgöz'ün cesetleri ile 7 kişi de yaralı olarak çıkarıldı. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde kaldırılan yaralılardan 1 yaşındaki Ecrin Açıkgöz, doktorların yaptığı tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı.." (Evrensel 14,01,2016)

Bugün güne bu haberle başladık.
Daha dün Sultanahmet'te patlayan canlı bombanın ve katledilen 10 insanın acısını yaşarken; yine masum insanların katledildiği haberleri ile güne başladık.
Bugün yine çocuklar katledildi.
AKP'nin 7 haziran yenilgisi sonrası "tek parti iktidarı olsaydı böyle olmazdı" bahanesiyle başlatılan baskı terör ve şiddet amacına ulaştı, 1 kasım seçimlerinde tek parti iktidarı oluştu ama şiddet durmadı. Daha da arttı.

Önce ODTÜ'deki binaların "kaçak" olduğunu iddia ettiler. Anında yanıtını aldılar.

Ardından Eymir Gölü'ne taktılar. Orada müthiş bir rant vardı. Yine tutturamadılar.

Sonra bir tatil günü gece yarısı 3000 polis eşliğinde iş makinelerini ODTÜ ormanına sokup yol açtılar. ODTÜ'lülerin 50 yıl önce elleriyle diktikleri, yıllar içinde orman halini almış, Ankara'nın belki de bu büyüklükte tek yeşil alanının bir bölümünü yok ettiler.

Yol bahane. Herkes biliyor. Bu iktidar özgürlüğe ve bilime düşman. ODTÜ'nün akademik alanda evrensel onurumuz olması bile rahatsız ediyor onları.

DİSK, KESK ve TMMOB 25 Aralık 2015 Cuma günü DİSK Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenleyerek, savaş politikalarına karşı ortak mücadele programını kamuoyuyla paylaştı.

Açıklamaya DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Eşbaşkanları Lami Özgen ile Şaziye Köse ve TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı katıldı.

DİSK Genel Başkanı Kani Beko tarafından yapılan açıklamanın tam metni şöyle:

AKP’NİN SAVAŞ VE BASKI POLİTİKALARINA KARŞI ÜRETİMDEN GELEN GÜCÜMÜZÜ KULLANACAĞIZ!


Sondan söyleyeceğimizi baştan söyleyelim: Endişeliyiz! Endişemiz büyük!

Tahir Elçi öldürüldü.
Barış isteyen bir hukuk adamı basın açıklaması yaparken tek kurşunla katledildi.

Dün öğleden beri Tahir Elçi şoku yaşıyoruz.
Önceki günde Can Dündar, Erdem Gül tutuklanmıştı.
Daha önce Silvan'da sokağa çıkma yasağı.
Daha önce ise katliam,
Ondan öncede.......
Bu liste uzar değil mi? Sayfalarca uzar.

Ülke bir laboratvuar, bizler de kobay.
Biber gazı, gözaltı, sonra baskı tehdit, sonra katliam, sonra canlı bombalar, yüzlerce masumun ölümü, yetmedi tek kurşunla Tahir Elçi.
Ve başbakan "bizde faili meçhul olmaz" diyor.
Demek ki hepsini biliyor. Açıklayacak!

Önceliği yok.

Sıralaması yok. Ölümün, öldürülmenin sıralaması olmaz.

Ankara, Cizre, Paris, Silvan, Kenya ... katliamları sıraya koyamazsınız. Her yaşam, her insan aynı değerdedir. Olmalıdır. Öyledir de.

Daha bir ay önce Ankara'da katliam vardı. Cizre hapishaneye çevrilmişti.

Paris'te masum insanlar katledilirken Silvan esir alınmıştı. Duymadılar. Görmediler.

Silvan'ı görmeyenler Kenya'da Paris katliamının ertesi günü Boko Haram islami örgütünün 147 insanı katlettiğini de duymadılar.

Ankara katliamında kaybettiğimiz kardeşlerimizdir, Cizre'de, Paris'te ve de Kenya'da katledilenlerde kardeşimiz.

Bize dayatılanın aksine sadece Paris için değil hepsi için üzülüyoruz.

YASTAYIZ, İSYANDAYIZ
10.10.15 ANKARA

Binlerce yıllık insanlık tarihinin ürettiği, üretebildiği sözcükler yetersiz kaldı yaşananları anlatmak için. Bizde bulamadık. Yazamadık günlerdir. "Ne Kadar Özlemişiz Gökyüzüne KANSIZ bakabilmeyi" diyerek gelmişlerdi. Ve sadece BARIŞ istediler. KATLEDİLDİLER.

Acımız, öfkemiz, isyanımız birbirine karıştı. Önce yaralılarımıza, şehitlerimize sahip çıkmaya çalıştık.

Sonra anlatmaya, düşünmeye, yazmaya, paylaşmaya mecal kalmadı. evet YASTAYIZ.

İşaretler, semboller, terimler, kavramlar ve dil noksan kaldı anlatmak için yaşananları; yaşıyor, yaşayabiliyor olmak her gün omzumuzda taşıdığımız bir yük haline geldi. Alınan her nefesin bir parçası çığlık, bir parçası hıçkırık; gülmek devlet makamlarının kullandığı utanç dolu bir eylem oldu.

İnsana, insanlığa ait her şey umutlarımız, duygularımız eklendikleri kelimelerle birlikte paramparça oldular ve dağıldılar.

ve de İSYANDAYIZ.

Çünkü biz, mafya bozuntusunun dediği gibi “oluk oluk” akacak kan, bir de onu bir arada tutan deri değiliz.

ÖLEN ARKADAŞLARIMIZI ANMAK, FAŞİST KATLİAMI PROTESTO ETMEK İÇİN

 

 

Emek, Barış, Demokrasi Mitingi'ni kana bulayan katliamın ardından DİSK, KESK, TMMOB ve TTB yöneticileri TTB'de ortak basın toplantısı düzenlediler. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, DİSK Başkanı Kani Beko, KESK Eş Başkanları Lami Özgen ve Şaziye Köse, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel’in katıldığı basın toplantısında, faşist katliamı protesto etmek için yarından (11 Ekim) itibaren yas ve 12-13 Ekim tarihlerinde tüm Türkiye'de grev ilan edildi.

Basın açıklamasını okuyan TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, faşist katliamı protesto etmek için 3 gün yas 2 gün grev ilan ettiklerini bildirdi.

TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Hüseyin Demirdizen de, ilk olarak alanda yaşamını kaybedenlerin sayısının 68, daha sonra ağır yaralı olarak kaldırıldıkları hastanelerde yaşamını kaybedenlerin sayısının 29 olduğunu ve toplam 97 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Demirdizen, yaralıların sayısının da 400'ü aştığını kaydetti.


Basın Açıklaması
Üzgünüz, Öfkeliyiz, Yastayız ve İsyandayız!
ÖLEN ARKADAŞLARIMIZI ANMAK, FAŞİST KATLİAMI PROTESTO ETMEK İÇİN YARINDAN İTİBAREN YASTAYIZ
12-13 EKİM GÜNLERİ BÜTÜN TÜRKİYE’DE GREVDEYİZ!

Bugün Ankara’da Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanmıştık.

Türkiye’nin dört bir yanından gelmiştik.

Emek, Barış, Demokrasi taleplerimizi haykırmak için gelmiştik.

İşçilerin, kamu çalışanlarının, işsizlerin, yoksulların, mağdurların sesini duyurmak için gelmiştik.

“Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi!” demek için gelmiştik.

Değerli Basın Emekçileri

Ülke olarak tehlikeli bir çatışma ve savaş ortamına doğru hızla sürüklendiğimiz bu süreçte DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak düzenlediğimiz ortak basın toplantısı ile karşınızdayız. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyoruz. Hoş geldiniz.

Bugüne kadar gerek tek tek gerekse ortak yaptığımız basın açıklamaları, basın toplantıları ile ülkemizi adım adım bir uçurumun kenarına iten gelişmelere dikkat çekmeye çalıştık. Nefret söylemlerini kapkara bir zift yağmuru gibi üzerimize boca ederek savaş çığlığı atanların her türlü baskı ve tehdidine rağmen barış ve kardeşlik çağrısından taviz vermedik.

Ülkenin yeniden kan gölüne döndürülmesinin sorumlularını hep beraber bulmak için yılmadan, usanmadan “bu savaş kimin savaşı?” diye sorduk.

Bu sorunun cevabını ararken öncellikle topraklarımızın her gün akan kan ve gözyaşı ile sulanmasından kimin-kimlerin beslendiğine, çatışma ve savaş ortamının kimin-kimlerin tercihi olduğuna ve bu tercihin bedelinin kimler tarafından ödendiğine bakılmasının elzem olduğunu vurguladık.

Ülkemiz, 7 Haziran seçimleri ardından Suruç katliamı ile birlikte sistemli bir şekilde saray merkezli bir irade ile savaş ve kaos ortamına sürüklenmiştir.

Dağlıca, Iğdır-Dilucu ve diğer yerlerde yaşanan saldırıları büyük bir acı ile takip ediyoruz. Tüm bu saldırıları şiddetle kınıyoruz. Yaşanan ölümler karşısında bütün sözler anlamsız kalmaktadır. Hayatını kaybeden kardeşlerimizin ailelerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Ölümler hemen durdurulmalıdır. PKK’yı koşulsuz olarak silahlı eylemlerine son vermeye, devlet ise operasyonlarını durdurmaya çağıyoruz.

Savaş ve şiddet ortamını besleyen ve büyütenler kim olursa olsun demokrasi ve halkların kardeşliğine ihanet etmektedir. Emperyalizmin, Orta Doğu politikalarına hizmet etmektedir.

Ülkemiz, saray merkezli bir irade ile parlamentonun ve Anayasa’nın askıya alındığı karanlık bir girdabın içerisine sürüklenmektedir.

Şimdi tam da, eşit, özgür, demokratik bir Türkiye‘de bir arada yaşamı savunma, bunun için mücadele etme zamanıdır.

TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu