Basın Açıklamaları

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, 2-3 Kasım 2016 tarihlerinde TBMM Genel Kurulunda görüşülerek kabul edilen Bilirkişilik Kanun Tasarısına ilişkin 22 Kasım 2016 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.

BİLİRKİŞİLİK KANUNU TBMM’YE YENİDEN GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE İADE EDİLMELİDİR

Birliğimizin ve bağlı Odalarımızın gerek Adalet Komisyonuna bizzat katılıp sözlü olarak gerekse yazılı olarak sunduğu görüşleri dikkate alınmaksızın hazırlanarak TBMM’ne sunulan Bilirkişilik Kanun Tasarısı, 02-03 Kasım 2016 tarihlerinde TBMM Genel Kurulunda görüşülerek kabul edilmiştir. Halen Cumhurbaşkanının önünde duran, imzalanıp Resmi Gazete’de yayımlanması ile uygulanmasına başlanacak olan Kanun, bir dizi olumsuzluklar içermektedir. Şöyle ki;

Artvin-Cerattepe’de 25 yıldır halka, bilime ve hukuka rağmen başlanmak istenen madencilik projesinde, yeni bir aşamaya gelindi. Artvin halkının direnişine ve daha önce kazanılan sayısız mahkeme kararına rağmen AKP, her türlü hukuksuzluğu göze alarak Cerattepe ısrarını sürdürüyor.

19 Eylül 2016 tarihinde Rize İdare Mahkemesi’nde görülen duruşmada; davacılar tarafından yürütülen yargılamada yaşanılan usulsüzlükler, meydana gelen hak ihlalleri, mahkemenin taraflı tutumuna ilişkin beyanlar karşısında mahkeme başkanının sesiz kalmayı tercih etmesi, adil bir yargılama zemininin olmadığını ortaya koymuştur. Bu nedenle hakimlerin reddi talep edilmiştir. Ancak son derece ciddi ret gerekçeleri karşısında reddi talep edilen aynı mahkemae heyeti tarafından talebimiz geri çevrilmiştir. Reddi hakim talebimizin reddi ile birlikte mahkeme, usul işlemlerini tamamlamadan yargılamayı sona erdirmiştir. Rize İdare mahkemesi’nin davanın reddi kararı, hukuksal olarak yok hükmündedir. Ortada tarafsız ve adil yargılama yapılan bir mahkeme tarafından verilmiş bir karar yoktur. Siyasal iktidarın fetvasıyla Cerattepe’de madencilik yapılamaz.

19 Eylül Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü dolayısıyla TMMOB Başkanı Emin Koramaz basın açıklaması yaptı.

ÖRGÜTÜMÜZE, MESLEĞİMİZE, HALKIMIZA VE ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ

Mühendis, mimar, şehir plancıları, 19 Eylül 1979’da TMMOB’nin çağrısıyla ekonomik, demokratik talepleri için ülke çapında uyarı mahiyetinde bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirmişti. Bu eyleme, 49 ilde 443 işyerinde mühendis, mimar, şehir plancıları yanı sıra işçi, teknik eleman ve sağlık görevlileri dahil 100 bini aşkın kamu çalışanı katılmış, teknik eğitim gören öğrenciler de eylemi desteklemişlerdi. TMMOB tarihinde önemli bir yeri bulunan 19 Eylül tarihi, altı yıldan beri "TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü" olarak kutlanmakta ve mücadele geleneğimiz sürdürülmektedir.

19 Eylül Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü’ne, ülke tarihimizin en karanlık dönemlerinden birisi yaşanırken girmekteyiz.

Ülkemiz katliamlarla bir kan gölü haline getirilmek isteniyor.

Karanlık güçler adeta sırayla sahne alıyor ve katliamlarını "icra" ediyor.

Gaziantep'te yine masum sivil insanlar katledildi. Yüzlerce yaralı var.

Yaşamını kaybedenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralı yurttaşlarımıza acil şifalar diliyoruz.

Ülkemizi karanlık güçlerin cirit attığı, katliamların kol gezdiği Suriye benzeri bir ülke durumuna getirenleri, insanlık dışı katliamları yapanları ve yaptıranları bir kez daha lanetliyoruz.

Her şeye ama her şeye rağmen barış için mücadelemizi sürdüreceğiz.

TMMOB
METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU

Darbe girişimi döneminde sessizleşen - keşke hep öyle kalsaydı - güneydoğuda yine kan dökülmeye başlandı.

Diyarbakır, Van, Elazığ…

Ardı ardına patlayan bombalar… Onlarca ölü, yüzlerce yaralı…

Yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Ülkemiz uzun süredir Suriye benzeri bir iç savaşa sürüklenmek isteniyor.

Barışı ve demokrasiyi savunan bizler her türlü şiddet eylemini reddediyoruz. Her türlü şiddet sonuçta sivillere zarar vermektedir.

Elazığ'daki patlamada Fırat Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği binası zarar görmüş, akademisyenlerin odaları kullanılmaz hale gelmistir. Bu kabul edilemez bir durumdur.

İçerisine sokulduğumuz karanlık süreçte saldırıları gerçekleştirenleri ve bu karanlık zemini hazırlayanları şiddetle kınıyoruz.

Hiç bir şiddet bizi Barış ve Demokrasi talebimizden vazgeçiremez.

TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu

15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte ülkemizin içine sokulduğu kaotik durum, 12 Eylül faşizminin ürünü olan OHAL uygulamalarıyla sürmektedir. Mevcut durumdan çıkış, demokrasi, laiklik, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, yargıda bağımsızlığın sağlanması, evrensel hukuk ve adaletin tesisi ile mümkün olabilecektir. Emek ve demokrasi güçlerinin somut görevi budur.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği; darbeye, diktaya, faşizme, gerici karanlığa ve OHAL’e karşı bağımsız, özgür, demokratik ve laik bir Türkiye için 24 Temmuz’da Gezi direnişinin mekanı Taksim’de olacaktır.

Kahrolsun Faşizm! Ne Darbe, Ne Dikta, Yaşasın Bağımsız, Demokratik, Laik Türkiye!

Emin Koramaz
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı

TMMOB Uluslararası İşgücü Kanun Tasarısı'na karşı yürütülen mücadele kapsamında 14 Temmuz 2016 Perşembe günü 13.00’de TBMM'de basın toplantısı düzenledi.

TBMM basın bürosunda düzenlenen basın toplantısına CHP Milletvekilleri katılarak destek verdi.

Basın toplantısı CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın konuşması ile başladı. Orhan Sarıbal konuşmasında, Uluslararası İşgücü Kanun Tasarısının geri çekilmesi gerektiğini vurgulayarak Tasarıya karşı mücadele edeceklerini ifade etti.

CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın konuşması ardından TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz basın açıklaması yaptı.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz’ın yaptığı basın açıklaması şöyle;

ULUSLARARASI İŞGÜCÜ YASA TASARISI GERİ ÇEKİLSİN

Meclis gündemindeki yasa tasarısı, ülkemize büyük bir yük getirirken profesyonel meslek mensuplarını kendi ülkelerinde yabancı saymaktadır. Bu tasarı hiç tartışmasız olarak mühendis, mimar ve şehir plancılarını kendi ülkesinde mülteci haline getirecektir.

Demokrasiyi ihlal eden, emperyalizmin güdümünde sömürü ve zulüm düzenini savunan güçler arası iktidar kavgası sonucunda Türkiye bir kez daha bir darbe girişimi yaşadı. Bu durum, Erdoğan-AKP rejiminin ülkemizi sürüklediği demokrasi dışı ortamın sonucudur.

Açık ki çatışmanın tarafları demokrasi dışı yollarda mutabıktırlar. Mevcut durumun müsebbibi, iktidar ve eski koalisyon ortaklarıdır. Bu güçler şu anki rejimin yollarına birlikte taşlar döşediler ve el birliği ile ülkemizi mahvettiler.

Darbe girişiminin ardından camilerden okunan, medyadan yayılan ve telefonlara gönderilen mesajlarla adeta cihat çağrıları yapılmaktadır. Türkiye, mevcut durumu derinleştirecek, açık bir diktatörlüğe vardırılmak istenen yeni bir kaotik sürece girmiştir. Bu süreçten arzulanan açık bir diktatörlük, açık bir faşizm ve başkanlık rejimidir.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, 16 Temmuz 2016 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.

NE DARBE NE DİKTA, YAŞASIN BAĞIMSIZ DEMOKRATİK TÜRKİYE

Sömürü, baskı, zulüm düzeninin çeşitli savunucuları el birliğiyle ülkeyi mahvettiler. Bu durumdan çıkış yolu askeri darbeler değildir.

Şu an süren kavga bizim için verilen bir kavga değildir. Bizim mücadelemiz aynı zamanda bu kavganın tarafları iledir. Bizim mücadelemiz sömürü, baskı, zulüm, işsizlik, yoksulluk düzeniyle, bağımsızlık, cumhuriyet, laiklik, demokrasi, emek ve barış düşmanlarıyladır.

Bu nedenle, ne AKP karanlığına teslim olacağız, ne de çözümü darbelerde arayacağız.

Askeri darbe girişiminin, camilerden okunan ve halk üzerinde daha ağır bir diktatörlüğe varacak olan cihat çağrılarına dönüşmesi ile yeni bir kaotik ortama giriyoruz.

Yine katliam, yine terör, bir kez daha masum insanlar öldü.

İstanbul Atatürk havalimanı katliamını yapanları, işbirlikçilerini, sebep olanları lanetliyoruz.

Yaralananlara acil şifa, yaşamını kaybedenlerin yakınlarının acılarını paylaşıyor, sabırlar diliyoruz.

Ama artık bizim sabrımız kalmadı. İnsan olanın, insanlığın sabrı kalmadı. Ülkemizi savaş alanı haline getirenlere, ülkenin her köşesini kan gölüne çevirenlere katlanmak zorunda değiliz.

Daha öncede söyledik. AKP tarihi "katliamlar tarihi" olmuştur. bu ülkede hiç kimsenin güvenliği yoktur. Bizzat Cumhurbaşkanının yüzlerce koruma ile gezmesi de bunu açık kanıtıdır.