8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; yalnızca bir anma günü değil, eşitlik, özgürlük ve insanlık onuruna yakışır bir yaşam mücadelesinin tarihsel simgesidir. 8 Mart, emekleri görünmez kılınan, hakları yok sayılan, şiddete ve ayrımcılığa maruz bırakılan kadınların yüzyılı aşan mücadelesinin bir sonucudur. Bugün, toplumsal yaşamın her alanında eşit haklara sahip olma talebinin ve şiddetten arındırılmış bir yaşam isteğinin güçlü bir şekilde dile getirildiği gündür.

Kadınlar, çalışma yaşamında yalnızca “iş yükü” değil; eşitsiz ücret, cam tavan, mobbing, taciz, cinsiyetçi işbölümü, “saha işi kadın işi değildir” gibi önyargılar ve güvencesizlik ile de mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Kadınlar her gün yalnızca işlerini değil, eşitsizlikle örülmüş bir düzenin ağırlığını da omuzlarında taşımaktadır. En temelinde ev içi görünmeyen emek ve bakım yükü adil paylaşılmadıkça, kadınların mesleki gelişimi ve kamusal alandaki varlığı sistematik biçimde sınırlandırılmaktadır.

Kadınların karşılaştığı sorunlar yalnızca ekonomik ve sosyal eşitsizliklerle sınırlı değildir. Türkiye’de kadınlara yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, toplumun en ağır insan hakları sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre 2024 yılında en az 394 kadın öldürülmüş, 259 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulunmuştur. Bu sayı, son yılların en yüksek kadın cinayeti verilerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir. 2025 yılında da tablo değişmemiş; bağımsız raporlara göre en az 299 kadın öldürülmüştür. Kadınların büyük çoğunluğu eşleri, eski eşleri, partnerleri veya yakın çevrelerindeki erkekler tarafından öldürülmektedir. Cinayetlerin önemli bir kısmının ev içinde gerçekleşmesi ise şiddetin çoğu zaman en güvenli olması gereken alanlarda yaşandığını göstermektedir. Bu tablo, kadınların yaşam hakkının korunmasının yalnızca bireysel güvenlik meselesi olmadığını; güçlü hukuki mekanizmalar, etkili kamu politikaları ve toplumsal dönüşüm gerektiren bir insan hakları sorunu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Günümüzde eğitim politikalarına ilişkin yapılan açıklamalar ve laiklik ilkesini tartışmaya açan söylemler, kamusal alanın ve özellikle eğitim sisteminin bilimsel ve eşitlikçi niteliği açısından kaygı vericidir. Laiklik, yalnızca bir anayasal ilke değil; kadınların eğitim, çalışma ve kamusal yaşamda eşit yurttaşlar olarak var olabilmesinin temel güvencesidir. Eğitim alanında dini referanslı ve cinsiyetçi yaklaşımların güç kazanması, kadınların toplumsal konumunu geriye iten politikaların zeminini oluşturmaktadır. Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında haklarını kullanan yurttaşlara yönelik baskı ve cezalandırma uygulamaları ise demokratik hakların daraltılması anlamına gelmektedir. Laik, bilimsel ve kamusal eğitimin savunulması; kadınların özgür ve eşit bireyler olarak varlığının savunulmasıdır.

Bölgemizde ve tüm dünyada tırmanan savaş ve çatışma ortamı, kadınların yaşamlarını doğrudan ve ağır biçimde etkilemektedir. İran’da başlayan savaş koşullarında kadınlar hem emperyalist saldırganlığın hem de rejimin baskıcı politikalarının yükünü taşımaktadır. Savaş, en çok kadınları, çocukları ve emekçileri yoksullaştırmakta; yaşam hakkını tehdit etmektedir. Kadınların özgürlük, eşitlik ve barış mücadelesiyse sınır tanımamaktadır. Başta İran’daki kadınlar olmak üzere,tüm kadınlarla dayanışma içinde olduğumuzu; savaşın, şiddetin ve militarizmin karşısında barışı savunduğumuzu ifade ediyoruz. Kadınların yaşam hakkını, özgürlüğünü ve eşitliğini tehdit eden her türlü saldırıya karşı uluslararası dayanışmanın büyütülmesi gerektiğine inanıyoruz.

Bizler; bilimin, tekniğin ve emeğin örgütlü gücüne inanan mühendisler olarak, kadınların yaşam hakkını ve eşit yurttaşlık hakkını savunuyoruz. Kadına yönelik şiddetin, tacizin ve cezasızlığın normalleştirilmesine; kadınların bedenine, yaşamına ve kararlarına yönelen her türlü müdahaleye karşıyız. Şiddetsiz bir yaşamın, yalnızca bireysel değil; kamusal politikalarla ve etkin yaptırımlarla güvence altına alınması gerektiğini vurguluyoruz.

TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası olarak, eşitsizliğe, sömürüye, gericiliğe, yoksulluğa ve şiddete karşı; laik, demokratik, özgür ve eşit bir yaşam için mücadele ediyoruz.

Kadınların mücadelesi, emeğin mücadelesidir. Kadınların özgürleşmesi, toplumun özgürleşmesidir.

Emeğiyle dünyayı değiştiren, dayanışmayı büyüten ve eşitlik için mücadele eden tüm kadınların 8 Mart’ını selamlıyor; eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam için mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

Yaşasın 8 Mart!
Yaşasın Kadın Dayanışması!

TMMOB METALURJİ ve MALZEME MÜHENDİSLERİ ODASI

KADIN KOMİSYONU

DERGİ VE ARŞİV TARAMASI

Metalurji dergilerinin 121. sayısından itibaren yazıların tam metinlerinde arama yapabilirsiniz.

Metalurji Dergilerinde Arama:

Yasalar ve Yönetmelikler, Yönetim Organları, Genel Kurul Sonuç Bildirgeleri, Çalışma Raporları, Sektörel Raporlar, Basın Açıklamaları, Dergi Yazı Başlıkları, Kongre Kitap ve CD'leri, Sempozyumlar ve Kütüphanemizde bulunan kitap özetlerinden oluşan arşivimizde arama yapabilirsiniz.

Arşivde Arama:

 


TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası
Kültür Mahallesi, Çaldıran Sokak Nida Apt. NO: 14 / 13 Kolej
Çankaya ANKARA
Tel: (312) - 425 41 60 ve 419 38 18 Faks: (312) - 418 93 43
E-Posta: Genel Merkez - İstanbul Şube -
İzmir Şube - Bursa Temsilciliği