TMMOB METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLERİ ODASI

34.OLAĞAN GENEL KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

Mart 2026, Ankara

Dünyaya egemen olan sistemin ürettiği kaos, her geçen yıl derinleşerek büyümeye devam ediyor. Emperyalist güçler arasındaki nüfuz alanı kavgası; bölgesel savaşları, ekolojik yıkımı ve toplumsal çözülmeyi birlikte üretiyor. Ukrayna'da süregelen savaş, Filistin'de yaşanan soykırım, Afrika'da ve Asya'da derinleşen yoksulluk; bu kaosu yaratan sistemin insanlığa sunduğu trajik faturanın bir parçasıdır. Bu tablo, kötü bireysel yöneticilerin bir ürünü olmaktan çok, kapitalizmin yapısal ve kaçınılmaz bir sonucudur.

İtalyan Marksist düşünür Antonio Gramsci’nin dediği gibi “eskinin öldüğü, yeninin doğmadığı, canavarlar zamanındayız”. Bir Hitler müsveddesinin pedofil sapıklıklarını gizlemek için dünyayı ateşe attığı bir dönemle karşı karşıyayız adeta. 

1970’lerde Vietnam bozgunu üzerine Dönemin ABD Başkanı Richard Nixon “No More Vietnam” diye kitap yazmıştı.

Eski öldü, yeni henüz doğmadı ve Dünya Trump canavarını izliyor.

Dünya sadece “kötüler” nedeniyle “kötü” değil. Bu kötülüklere seyirci kalan “sıradan” insanlar” asıl sorumlu.

Dileğimiz ve umudumuz o ki; ABD emperyalistleri bir kez daha yenilecek ve “No More İran” diye yazacaklar.

Dileğimiz ve inancımız o ki; “insan kalabilmek” isteyenler bu mücadeleyi kazanacak.

Küresel iklim krizi artık bir öngörü değil, her gün yaşanan bir gerçekliktir. Kuraklıklar, seller, aşırı sıcaklar ve ekosistem çöküşleri; üretim biçimlerini ve yaşam alanlarını derinden tehdit etmektedir. Metalurji, çimento, kimya ve enerji gibi enerji-yoğun sektörlerde köklü dönüşümler kaçınılmaz hâle gelmiştir. Ne var ki bu dönüşümün yönü ve bedeli tartışma konusudur. Yeşil dönüşüm söylemi altında doğa talanının sürdürüldüğü, karbonsuzlaşma hedeflerinin şirket karları önünde ikinci plana atıldığı açıkça görülmektedir. Metalurji ve Malzeme Mühendisleri olarak bu süreci hem anlayıp hem de yönlendirmek sorumluluğunu taşıyoruz.

Ülkemizin İçinde Bulunduğu Durum

2024–2026 dönemi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve toplumsal açıdan son derece ağır bir süreçten geçtiği yıllar olmuştur. Ekonomik kriz derinleşmiş; enflasyon, işsizlik ve geçim sıkıntısı toplumun tüm kesimlerini derinden etkilemiştir. Metalurji ve malzeme mühendisleri de bu krizden nasibini almış; iş güvencesizliği, düşük ücretler ve mesleki değersizleştirme giderek daha belirgin bir sorun haline gelmiştir.

Ülkemiz sanayisinin omurgasını oluşturan demir-çelik, alüminyum, bakır ve ileri malzeme sektörlerinde katma değerli üretime yönelim yerine montaj ve hammadde ihracatı ağırlığını korumaktadır. Sanayileşme politikası olarak adlandırılan uygulamalar ise öz kaynaklara dayalı, planlı ve bütüncül bir kalkınma anlayışından uzak, dışa bağımlılığı pekiştiren bir yapıda sürmektedir. Ülkemizin yer altı ve yer üstü kaynaklarının uluslararası şirketlere peşkeş çekilmesi, bu dönemde de durmaksızın devam etmiştir.

Yargı bağımsızlığının fiilen ortadan kalktığı, üniversitelerin bilimsel özerklikten uzaklaştırıldığı, basın özgürlüğünün sistematik biçimde kısıtlandığı bu ortamda; toplumsal muhalefetin sesi olmak ve teknik-bilimsel birikimimizi halkın hizmetine sunmak, meslek odamızın vazgeçilmez sorumluluğu olmaya devam etmektedir.

Belediyelere kayyum atanması, seçilmişlerin görevden alınması ve muhalefet temsilcilerinin yargılanması; demokratik hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmayan uygulamalardır. TMMOB ve bağlı odalar bu uygulamaları kararlılıkla reddetmekte, demokratik katılım ve hukuk devleti ilkesi için mücadelesini sürdürmektedir.

Sanayi ve Mesleki Sorunlar

Metalurji ve malzeme mühendisliği; demir-çelik, alüminyum, bakır, seramik, polimer ve ileri malzeme teknolojileri gibi sanayinin temel sektörlerini kapsayan stratejik bir meslektir. Ancak bu stratejik öneme karşın, mesleğimiz son yıllarda bilinçli politikalarla değersizleştirilmektedir. Alanımıza ilişkin kamusal yatırımlar azaltılmakta, sektörel planlama yerine piyasa tasarruflarına bırakılan bir yapı yaygınlaşmaktadır.

Bu dönemde öne çıkan başlıca sorunlar şunlardır:

  • Ücretli çalışan meslektaşlarımızın reel ücretleri enflasyon karşısında önemli ölçüde gerilemiş, satın alma güçleri dramatik biçimde düşmüştür.
  • Kamuda mühendis istihdamı yıllardır fiilen dondurulmuş durumdadır; liyakate dayalı kamu istihdamı politikası yerini kayırmacı atamalara bırakmıştır.
  • İş güvencesizliği ve taşeronlaştırma yaygınlaşmış, güvenceli ve onurlu çalışma hakkı fiilen ortadan kaldırılmıştır.
  • Yeni mezun meslektaşlarımızın önemli bir kısmı, mesleğiyle ilgisiz alanlarda ya da niteliği çok altında koşullarda iş bulmak zorunda kalmaktadır.
  • Mühendislik fakültelerinin niteliksiz çoğaltılması ve müfredatların piyasa taleplerine göre şekillendirilmesi; mesleğin bilimsel ve toplumsal temelini zayıflatmaktadır.
  • Metalurji sektörünün katma değeri en düşük montaj ve hammadde ihracatına mahkûm edilmesi sürmekte; ileri malzeme teknolojilerinde dışa bağımlılık giderek artmaktadır.

Tüm bu sorunlara karşı Odamız; üyelerinin ekonomik ve mesleki haklarını savunmayı, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için hukuki ve örgütsel mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeyi bir görev olarak önüne koymaktadır.

Ekoloji ve İklim Krizi

İklim krizi ve ekolojik yıkım, bu dönemin en belirleyici gündem başlıklarından biri olmaya devam etmektedir. Sera gazı salınımlarının mevcut seyriyle sürmesi halinde 2030'lu yılların sonunda küresel ısınmanın etkileri geri dönülemez bir hal alacaktır. Metalurji sektörü; enerji tüketimi, karbon salınımı ve doğal kaynak kullanımı açısından bu dönüşümün merkezindedir.

Net sıfır karbon hedeflerine ulaşmak için metalurji, enerji, ulaşım ve kentleşme alanlarında hızlı, bütüncül ve bilime dayalı dönüşümler zorunludur. Ancak bu dönüşüm; halkın ve çalışanların çıkarlarına göre değil, şirket kârlarına göre tasarlanmamalıdır. Yeşil dönüşüm söyleminin ardına saklanan doğa talanına ve özelleştirme dayatmalarına karşı çıkmak Odamızın temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır.

Maden alanlarının genişletilmesi, zeytinliklerin ve tarım arazilerinin sanayi yatırımlarına açılması, ormanların ve derelerin rant uğruna yok edilmesi bu dönemde de gündemdeki yerini korumaktadır. Odamız; ekoloji mücadelesini emek mücadelesiyle buluşturan ve doğayı korumayı temel bir siyasi ilke olarak benimseyen yaklaşımını kararlılıkla savunmaya devam edecektir.

Eğitim ve Üniversite

Üniversiteler; bilimin, aydınlanmanın ve demokratik düşüncenin üretildiği mekânlar olmaktan giderek uzaklaşmaktadır. Atanan rektörler, kısıtlanan akademik özgürlükler ve itaate zorlanan bir eğitim ortamı; nitelikli ve sorgulayan mühendisler yetiştirmenin önündeki en büyük engeldir. YÖK'ün üniversiteler üzerindeki vesayet yapısı varlığını sürdürmekte; siyasi baskı altında yönetilen üniversiteler bilimsel üretim yerine ideolojik biçimlendirmeye araç haline getirilmektedir.

Mühendislik eğitiminin niteliğinin korunması ve yükseltilmesi; ülkemizin bilimsel ve sınai geleceği açısından hayati önem taşımaktadır. Odamız; parasız, bilimsel, demokratik ve anadilde eğitim talebini savunmaktan vazgeçmeyecek; akademisyenler ve öğrencilerle omuz omuza mücadelesini sürdürecektir.

Kadın Mühendislerin Sorunları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Kadın meslektaşlarımız; çalışma yaşamındaki ayrımcılık, ücret eşitsizliği, cam tavan uygulamaları ve iş yeri şiddetiyle mücadele etmeyi sürdürmektedir. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme ve ardından gelen gerici söylemler, kadınların kazanılmış haklarını doğrudan tehdit etmektedir. Kadına yönelik şiddetin boyutları bu dönemde de kabul edilemez düzeyde seyretmiş; failler cezasızlıkla korunmaya devam etmiştir.

Odamız; kadın üyelerin yönetim süreçlerine daha güçlü katılımını desteklemeyi, işyerlerinde cinsiyet eşitliğini savunmayı ve kadına yönelik her türlü ayrımcılık ile şiddete karşı somut mekanizmalar geliştirmeyi önünde bir görev olarak görmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi, Odamız için bütün toplumsal mücadele anlayışının ayrılmaz bir parçasıdır.

Demokratik Haklar, Barış ve Örgütlü Mücadele

Demokratik hakların daraltıldığı, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı ve toplumsal muhalefetin yargıyla bastırılmaya çalışıldığı bu ortamda; meslek odalarının toplumsal bir güç olarak örgütlü kalması her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır. Akademisyenler, gazeteciler, seçilmiş temsilciler ve meslek örgütü yöneticilerinin yargılanması; özgür düşüncenin ve örgütlü muhalefetin hedef alındığını açıkça göstermektedir.

Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollarla çözümü; ülkemizin hem toplumsal barışı hem de ekonomik ve bilimsel kalkınması açısından zorunludur. Baskı, şiddet ve güvenlik eksenli politikalar yerine; eşitlik, özgürlük ve demokratik diyalog ekseninde bir çözüm sürecinin inşa edilmesi için Odamız açık desteğini ortaya koymaktadır.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği bu dönemde de en temel sorunlardan biri olmayı sürdürmüştür. Metal sektöründe yaşanan iş cinayetleri; güvenliği maliyet olarak gören anlayışın kaçınılmaz sonuçlarıdır. Tüm çalışanlar için sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları yalnızca yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda bir insanlık borcudur.

34. Dönem Çalışmalarımız ve Önümüzdeki Dönem

34. dönemde Odamız; üyelerimizin bilgi ve deneyimini geliştirmeye yönelik teknik etkinlikler, sempozyumlar ve çalışma grupları düzenlemiştir. Mesleki ve bilimsel yayıncılık alanında çalışmalarını sürdürmüş; öğrenci üyelerimizin Odamızla güçlü bağlar kurmasına zemin hazırlamıştır. Kadın çalışma gruplarının güçlendirilmesi ve demokratik katılımın artırılması da bu dönemin önemli çalışmaları arasında yer almıştır.

Alınan Genel Kurul kararlarının etkin biçimde hayata geçirilmesi, bu dönemin temel derslerinden biridir. Kararların kâğıtta kalmadığı, üye tabanına ulaştığı ve sonuçlarının izlendiği bir örgütsel işleyiş; Odamızın güvenilirliği ve etkisi açısından vazgeçilmezdir.

Önümüzdeki dönem; üye katılımını ve örgütsel kapasiteyi güçlendirme, genç meslektaşlarımızı örgüte kazandırma, mesleki ve toplumsal mücadeleyi birleştirme ekseninde şekillenecektir. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi dönüştürücü teknolojilerin metalurji ve malzeme mühendisliğine yansımalarını takip etmek ve üyelerimizi bu dönüşüme hazırlamak da önümüzdeki dönemin öncelikleri arasındadır.

Sonuç

Genel Kurulumuz; mesleğimizin ve meslektaşlarımızın sorunlarının, ülkemizin ve halkımızın sorunlarından bağımsız olmadığı bilinciyle hareket etmektedir. Bu bilinçle:

  • Neoliberal yağma ve özelleştirme politikalarına karşı kamusal değerleri savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.
  • Ekonomik krize karşı meslektaşlarımızın ekonomik ve özlük haklarını korumak için mücadelemizi sürdüreceğiz.
  • Dinci gericiliğe ve her türlü baskı politikasına karşı aydınlanma değerlerini ve laikliği kararlılıkla savunacağız.
  • İklim krizine ve ekolojik yıkıma karşı bilimsel ve bütüncül bir dönüşüm için söz söylemeyi, eylem üretmeyi sürdüreceğiz.
  • Sanayileşen, üreten, bilimi ve teknolojiyi halkın yararına kullanan bir Türkiye mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz.
  • Emekten, barıştan, özgürlükten ve demokratik bir gelecekten yana olan tüm güçlerle dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.

 

Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz! Yaşasın TMMOB Örgütlülüğü!

 

TMMOB METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLERİ ODASI

34. OLAĞAN GENEL KURULU

Mart 2026, Ankara

DERGİ VE ARŞİV TARAMASI

Metalurji dergilerinin 121. sayısından itibaren yazıların tam metinlerinde arama yapabilirsiniz.

Metalurji Dergilerinde Arama:

Yasalar ve Yönetmelikler, Yönetim Organları, Genel Kurul Sonuç Bildirgeleri, Çalışma Raporları, Sektörel Raporlar, Basın Açıklamaları, Dergi Yazı Başlıkları, Kongre Kitap ve CD'leri, Sempozyumlar ve Kütüphanemizde bulunan kitap özetlerinden oluşan arşivimizde arama yapabilirsiniz.

Arşivde Arama:

 


TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası
Kültür Mahallesi, Çaldıran Sokak Nida Apt. NO: 14 / 13 Kolej
Çankaya ANKARA
Tel: (312) - 425 41 60 ve 419 38 18 Faks: (312) - 418 93 43
E-Posta: Genel Merkez - İstanbul Şube -
İzmir Şube - Bursa Temsilciliği